ANKARA BAROSU
YASA İZLEME ENSTİTÜSÜ BAŞKANLIĞI’NA
HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUN TASARISININ İNCELENMESİ VE KARŞI GÖRÜŞLERİN SUNULMASI HAKKINDA YAPILAN ÇALIŞMANIN SUNUMU
Ankara Barosu’na görüşlerini bildirmesi için TBMM Başkanlığı’nca gönderilen ve baromuzca da incelenmek üzerede enstitümüze iletilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun tasarısı aşağıdaki plan dâhilinde incelenmiştir.
- Arabuluculuk yerine 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesinde avukatlara verilmiş olan “Uzlaşma Sağlama” yetkisinin güçlendirilmesi, avukat tutma zorunluluğunun getirilmesi ve Hukuki Himaye Sigortasının kurulması önerisi,
- Arabuluculuk yerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 407 ve devamında düzenlenmiş olan Tahkim yolunun kanunun tanıdığı sınırlar içinde zorunlu hale getirilmesi önerisi,
III. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun Tasarısının genel ve özel incelenmesi,
- Arabuluculuk faaliyetinin avukatlara özgülenmesi düşüncesi kapsamında hazırlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun Tasarısı önerisi
Yapılan incelemeleri ilişikte sunuyoruz.
AVUKAT
BÜLENT NURİ KURDOĞLU
ARABULUCULUK YERİNE
AVUKATLARIN UZLAŞMA SAĞLAMA YETKİLERİNİN
GÜÇLENDİRİLMESİ, AVUKATLA TEMSİL EDİLME ZORUNLULUĞU VE HUKUKİ HİMAYE SİGORTASI GETİRİLMESİ ÖNERİSİ
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Uzlaşma Sağlama” başlıklı 35/A maddesi “Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesi anlamında ilam niteliğindedir” hükmünü içermektedir. Bu maddenin uygulanabilmesi uyuşmazlığa düşen tarafların avukatları aracılığı ile temsi edilmeleri konusunda fikir birliği içinde olmaları ve uyuşmazlık konularını avukatları aracılığı ile yürütecekleri görüşmelerle çözmek konusunda istekli olmaları gerekmektedir. Ancak ülkemizde avukatla temsil edilme bilinci yerleşmediği için uyuşmazlığa düşen taraflardan biri avukatına gittiğinde karşı tarafın bir avukatı olup olmadığını bilmediği gibi eğer bir avukatı varsa da çoğu zaman iki avukatın yan yana gelmesine izin vermeden uyuşmazlığın mahkemeye götürülmesini tercih etmektedirler. Avukatlar müvekkillerinin talimatına göre hareket etmek zorunda olduklarından avukatların müvekkillerinin iznini almadan böyle bir uzlaşma anlaşması yapabilmeleri mümkün değildir. Yani avukatların uzlaşma sağlama görevleri tarafların isteğine bağlıdır. İsteğe bağlı olması avukatlara verilen bu yetkinin bir türlü kullanılamamasının belki de en önemli nedenidir. Hazırlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun tasarısı da arabulucuya gitmeyi isteğe bağlı tutmaktadır. Bu sebeple aynı gerekçe ile arabuluculukta başarısızlığa uğrayacaktır.
Avukatlık Kanununda avukatlara verilen bu yetki her dava için olmasa da belli davalar için zorunlu tutulsa birçok uyuşmazlık mahkemeye gidilmeden çözülebilir. Ancak uzlaşma sağlama yetkisinin zorunlu tutulmasının önündeki en büyük engel ülkemizde avukatla temsil edilme bilincinin yerleşmemiş olmasıdır. Avukatla temsil edilme zorunluluğu getirilmeden arabuluculuğunda avukatların uzlaşma sağlama yetkilerinin de olumlu bir etkisi olmayacaktır. Ancak avukat tutma zorunluluğu getirilmesi de bazı çevrelerce hak arama özgürlüğünün kısıtlanması olarak değerlendirilmektedir.
Ülkemizde hak arama özgürlüğünü kısıtlayan yüksek yargı harçları, masraf avansı, ceza yargısında temyiz harcı gibi çok sayıda neden varken bunların düzeltilmesi yerine avukat tutma zorunluluğunun hak arama özgürlüğünü kısıtladığını ileri sürebilmek için çok sağlam nedenlerin olması gerekmektedir. Sosyokültürel durumu mahkemelerdeki yargılamayı yürütecek seviyede olmayan birini avukat eliyle temsil ettirme zorunluluğu getirilmesi hak arama özgürlüğünü kısıtlar nitelikte değil tam tersine hak arama özgürlüğünü güçlendirir nitelikte bir uygulama olacaktır. Nitekim özellikle sosyokültürel seviyesi çok düşük olan insanlarımızın yararlandığı adli yardım hizmetinin verildiği dava ve işlerde kişi hak ve özgürlükleri daha sağlam korunmaktadır. Bu sebeple avukatla temsil zorunluluğunun getirilmesi avukatların uzlaşma sağlama yetkilerinin müvekkillerinin isteğine bağlı kalmaya devam etse de daha etkili olarak uygulanmasını sağlayacaktır.
Avukat tutma zorunluluğunun iş sahiplerinde yaratacağı yüksek avukatlık ücretleri yükünün önlenmesi de bütün Avrupa ülkeleri ile Avrupa dışında gelişmiş bütün ülkelerde uygulanan ancak bizim ülkemizde henüz hayata geçirilmemiş olan “Hukuki Himaye Sigortası” ile mümkündür.
Hukuki Himaye Sigortası vatandaşın çok uzun vadeye yayılmış olan sigorta primleri karşılığında ihtiyaç duyduğu her durumda avukatlık hizmetini alabilmesini sağladığı gibi avukatlarında avukatlık ücretlerini bu sigortadan alarak ücret uyuşmazlığına düşme riskini taşımadıkları bir güvence yaratmaktadır. Ne var ki bu konuda hiçbir kanun çalışması bugüne kadar yapılmamıştır.
Sonuç olarak avukatların uzlaşma sağlama yetkilerinin etkin olarak kullanılabilmesi avukat tutma zorunluluğunun getirilmesine ve avukat tutma zorunluluğunun dar gelirli vatandaşı olumsuz etkilememesi için de Hukuki Himaye Sigortasının kurulmasına bağlıdır. Bunlar yapılmadan isteğe bağlı olarak yürürlüğe girecek olan arabuluculuk faaliyetinin de hukuk düzenimize olumlu bir katkısı olmayacaktır.
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NDAKİ TAHKİM BAŞVURUSUNUN ZORUNLU HALE GETİRİLMESİ ÖNERİSİ
HMK 407 ve devamı maddelerinde Tahkim düzenlenmiştir. Tahkime taraflar mahkemeye gitmeden önce de başvurabilecekleri gibi mahkemeye başvurduktan sonra da tahkime gitme konusunda anlaşabilmektedirler. Ancak tahkime gitmek tarafların isteğine bağlı olduğu için avukatların uzlaşma sağlama yetkilerinde olduğu gibi iş sahipleri bu yolu hiçbir zaman tercih etmemektedirler.
Ülkemizde kanunen başvuru zorunluluğu olan ve geçtiğimiz üç yıl içinde başarıyla çalışan tek tahkim yürürlükten kalkan 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 12/A maddesi ile kurulan Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’dur. Üstelik bu kurul HMK m. 407 ve devamı maddelerine uygun olarak sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklara bakmakla görevliydi. Görevde olduğu süre içinde dört binden fazla kararı ortalama üç ay içinde sonuçlandırıp gerek yerel mahkemeleri gerekse Yargıtay ilgili hukuk dairelerini büyük bir iş yükünden kurtardı. Hatta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi verdikleri içtihatlarla bu tahkimin yetkisi konusunda hukuki sınırları da belirlemişlerdi. Ancak daha sonra yürürlüğe giren 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun bu tahkim yolunun başvuru zorunluluğunu kaldırdığı gibi görev ve yetkilerini de kaldırdı.
Uyuşmazlıkların yargıya götürülmeden çözülmesinin sağlanması için başta avukatlara tanınan uzlaşma sağlama yetkisi olmak üzere hukuk düzenimizde yeterli kanuni düzenleme her zaman bulunmaktadır. Ancak bu kanuni düzenlemelerin verdiği yetkilerin etkin şekilde kullanılabilmeleri ya iş sahiplerinin bu hukuki düzenlemelerden faydalanmalarının kendi yararlarına olacağına ilişkin bilinçlenmeleri ile ya da bu alternatif uyuşmazlık çözüm yerlerine başvuru zorunluluğunun getirilmesi ile mümkün olur. Birincisi toplumun eğitimi ile uzun vadeli bir süreçten sonra elde edilebilecek bir sonuçken ikincisi kanunun emredici hükümleri ile ulaşılabilecek bir sonuçtur. Bugün için ihtiyacı giderecek olan tahkim başvurularının kanunen zorunlu hale getirilmeleridir. Bu konuda yapılacak çalışmalar arabuluculuk faaliyetine ihtiyacı da ortadan kaldıracaktır.
HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA
ARABULUCULUK KANUNU TASARISININ
İNCELENMESİ
- TASARININ GENEL İNCELEMESİ:
Mahkemelerin iş yükünün artmasının en önemli nedenlerinden birinin mahkemeye intikal ettirilmeyecek kadar önemsiz konulardaki uyuşmazlıklar olduğu bilinen bir gerçektir. Bazı uyuşmazlıkların yargısal yollara başvurmadan önce çözüme kavuşturulması hem tarafların gereksiz yargı masrafına girmelerini hem de mahkemelerin çok daha önemli konularda zamanlarının israf edilmesini önleyecektir. Ülkemizde arabuluculuk müessesesinin oluşturulmasına bu nedenlerle acilen ihtiyaç olduğu ileri sürülmektedir. Bu ihtiyacı gidermek amacıyla hazırlanan bu tasarının eleştirilecek en önemli yanı hukukçulara gereken önemin verilmemesi ve arabuluculuk müessesesinin bürokratik bir teşkilatın emrinde özerklikten yoksun olarak oluşturulmaya çalışılmasıdır.
Dört yıllık fakülte mezunu herkese arabuluculuk yapma hakkının verilmesi çok büyük bir hatadır. Hukuk disiplini almamış insanların kamu düzenini ilgilendiren konuları önlerine gelen uyuşmazlıkta tespit edebilmeleri mümkün değildir.
Tasarıda arabulucuların bakacakları uyuşmazlıkların konusu yeterince açık belirtilmemiştir. Kamu düzenini ilgilendiren konularda arabulucuların karar verecek olması zaman içerisinde Türk Yargısını ihtisas gerektiren konularda devre dışı bırakabilir. Ayrıca yargı denetiminin olmaması da verilen kararların anayasaya, kanunlara, bağımsız yargı organlarının yerleşik içtihatlarına ve onların koruma altına aldığı Cumhuriyetin temel değerleri ile genel ahlak ve âdete uygun olup olmadığının denetlenmesini imkânsız hale getirecektir. Bu eksiklikte giderilmelidir.
- TASARININ ÖZEL İNCELEMESİ:
- A) Tasarının “Uygulama Alanı” başlıklı maddesinde kanunun hangi alanlarda uygulanacağı düzenlenmiştir. Madde “Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır” hükmünü içermektedir. Bu madde de dikkat çeken konu kanunun tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanacak olduğudur. Madde gerekçesine bakıldığında kanunun tarafların “sulh olmak suretiyle sona erdirebilecekleri hukuk uyuşmazlıkları” bağlamında uygulanma alanı bulacağı ve “kamu düzenine ilişkin olan hukukî ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıkların” çözüme kavuşturulmasında, arabuluculuk kurumuna müracaat edilemeyeceği yazılıdır. Madde bu haliyle eksik kaleme alınmıştır. Çünkü madde metninden “sulh olmak suretiyle sona erdirebilecekleri hukuk uyuşmazlıkların” ve “kamu düzenine ilişkin olan hukukî ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıkların” çözüme kavuşturulması anlaşılmamaktadır. Bu sebeple madde aşağıdaki gibi yeniden kaleme alınmalıdır.
ÖNERİ:
MADDE 1- Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların sulh olmak suretiyle sona erdirebilecekleri ve üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır. Kamu düzenine ilişkin olan hukukî ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde uygulanamaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamına giren bütün uyuşmazlıklar sulh olunabilse ve kamu düzenine aykırı olmasa da bu kanun kapsamı dışındadır.
- B) Tasarının maddesinde düzenlenen tanımlarda kullanılmış olan “sistematik” kelimesi yerine “sınıflandırılmış”, “ihtiyari” kelimesi yerine de “isteğe bağlı” kelimeleri kullanılabilir. Tanımlar arasında yer alan “Daire Başkanlığı” ve “Genel Müdürlük” kavramları çıkartılmalıdır. Tanımlar arasında yer alan “Kurul” tanımının karşılığı “Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulunu”, “Sicil” tanımının karşılığı ise “Türkiye Barolar Birliği Arabulucular Sicilini”şeklinde değiştirilmelidir. Bunun nedeni diğer maddelerde arabuluculuk faaliyetinin avukatlara özgülenmesi önerisini getirmiş olmamızdır. Bu konu ile ilgili olarak daire başkanlığı oluşturulması ve Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün görevlendirilmesi arabuluculuk kurumunun bürokratik bir teşkilatın emrinde özerklikten yoksun olarak oluşturulmaya çalışılması anlamına gelmektedir. Bu sebeple her iki bürokratik makam da tasarı metni dışına çıkartılmalıdır.
ÖNERİ:
MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
- a) Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişiyi,
- b) Arabuluculuk: Sınıflandırılmış teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve isteğe bağlı olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini,
- c) Bakanlık: Adalet Bakanlığını,
ç) Kurul: Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulunu,
- d) Sicil: Türkiye Barolar Birliği Arabulucular Sicilini, ifade eder.
- C) Tasarıda Arabuluculuk faaliyeti ile ilgili beyan ve belgelerin kullanılamayacağı halleri düzenleyen maddenin 2. fıkrası “Birinci fıkra hükmü, beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanır” hükmünü içermektedir. Hal bu ki sunulan beyan ve belgeler Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre belge ve senet hükmünde olabilir. Bu nedenle bu fıkra madde metninden çıkartılmalıdır. 5. fıkrada her ne kadar “Birinci fıkrada belirtilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, hukuk davalarında ve tahkimde ileri sürülen caiz deliller, sadece arabuluculukta sunulmaları sebebiyle kabul edilemeyecek deliller haline gelmez” hükmü bulunuyorsa da “caiz delillerden” neyin anlaşılması gerektiği belirtilmemiştir. Burada ifade edilmesi gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre belirlenmiş ispat ve delillerdir. Bu nedenle bu duruma açıklık getirilmelidir.
- maddenin 3. fıkrasında yazılı olan “Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin açıklanması, mahkeme, hakem veya herhangi bir idarî makam tarafından istenemez. Bu beyan veya belgeler, birinci fıkrada öngörülenin aksine, delil olarak sunulmuş olsa dahi, hükme esas alınamaz. Ancak, söz konusu bilgiler bir kanun hükmü tarafından emredildiği veya arabuluculuk tutanağının uygulanması ve icrası için gerekli olduğu ölçüde açıklanabilir” hükmü adaletin sağlanması açısından mahkemelerin delil toplama yetkisini kısıtlar niteliktedir. Her ne kadar kanun hükmü tarafından emredilmiş olması şeklinde bir istisna getirilmiş olsa da kanun hükmü tarafından emredilmemiş olan durumlarında var olabileceği düşünülerek bu fıkra sadece idari makamları kapsayacak şekilde düzenlenmelidir. Yani fıkradaki “mahkeme, hakem veya” ibaresi ile fıkranın son cümlesi tasarıdan çıkartılmalıdır. Çünkü arabuluculuk faaliyeti sonunda verilen kararlar ilam hükmünde olacaksa arabuluculuk faaliyetine ilişkin kararların yargı makamlarınca istendiği zaman görmesini engelleyecek bir kanun hükmü yargı bağımsızlığı ile çelişir.
ÖNERİ:
MADDE 5- (1) Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz:
- a) Taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği.
- b) Uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifler.
- c) Arabuluculuk faaliyeti esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü.
ç) Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler.
(2) Birinci fıkra hükmü, beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin açıklanması herhangi bir idarî makam tarafından istenemez. Bu beyan veya belgeler, birinci fıkrada öngörülenin aksine, delil olarak sunulmuş olsa dahi hükme esas alınamaz.
(4) Bu maddenin yukarıdaki fıkraları, arabuluculuğun konusuyla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, hukuk davası ve tahkimde uygulanır.
(5) Birinci fıkrada belirtilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, hukuk davası ve tahkimde ileri sürülen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre belirlenmiş ispat ve deliller, sadece arabuluculukta sunulmaları sebebiyle kabul edilemeyecek deliller haline gelmez.
Ç) 7. maddede arabuluculuk ücret ve masrafları düzenlenmiştir. Arabulucunun talep edeceği masraf ve masraf avansının neler olacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre belirlenmelidir. Böylece masraf adı altında haksız kazanç temini önlenmiş olunur.
Arabuluculuk faaliyeti için ödenecek ücretin madde de düzenlendiği gibi faaliyetin sona erdiği tarihte değil başvurunun yapıldığı tarihte ödenmesi hüküm altına alınmalıdır. Çünkü faaliyetin sona erdiği tarihte tarafların anlaşamamaları halinde arabulucuya ücret ödenmesi konusunda isteksizlik yaratacaktır.
Eğer arabuluculuk faaliyeti aşağıdaki maddelerde ifade ettiğimiz gibi avukatlara özgülenmeyecek olursa maddenin 3. fıkrasına avukatlar da dâhil edilmelidir. Böylece 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 48. maddesine uygun bir düzenleme yapılmış olunur.
ÖNERİ:
MADDE 7- (1) Arabulucu yapmış olduğu faaliyet karşılığı ücret ve masrafları isteme hakkına sahiptir. Arabulucu, ücret ve masraflar için avans da talep edebilir. Arabulucunun talep edeceği masraf ve masraf avansı ve masraf konuları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre belirlenir.
(2) Aksi kararlaştırılmadığı sürece arabulucunun ücreti, başvurunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Arabulucu Asgarî Ücret Tarifesine göre belirlenir; aksi kararlaştırılmadıkça ücret ve masraf taraflarca eşit olarak karşılanır.
(3) Arabulucu, arabuluculuk sürecine ilişkin olarak belirli kişiler ve avukatlar için aracılık yapma veya belirli kişileri ve avukatları tavsiye etmenin karşılığı olarak ücret alamaz. Bu yasağa aykırı işlemler batıldır ve bu yasağa aykırı işlem yapanlar hakkında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 48. maddesindeki cezaya hükmolunur.
- D) Tasarının maddesinin 2. fıkrasında arabulucunun tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek durum karşısında nasıl davranacağı düzenlenmiştir. Bu maddenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hâkimin yasaklılık şartlarını düzenleyen 34. maddesine ve hâkimin reddi şartlarını düzenleyen 36. maddesine uygun şekilde düzenlenmesi gerekir. Madde bu haliyle her türlü yoruma açık durumdadır.
ÖNERİ:
MADDE 9- (1) Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirir.
(2) Arabulucu olarak görevlendirilen kimse, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 34 ve 36. maddelerinde ki yasaklılık ve ret sebeplerinden birinin varlığı hâlinde, bu hususta tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu açıklamaya rağmen taraflar, arabulucudan uyuşmazlığı gidermesini yazılı olarak birlikte talep ederlerse, arabulucu bu görevi üstlenebilir yahut üstlenmiş olduğu görevi sürdürebilir.
(3) Arabulucu, taraflar arasında eşitliği gözetmekle yükümlüdür.
(4) Arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlıkla ilgili olarak açılan davada, daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez.
- E) Tasarının maddesinde arabulucunun arabuluculuk faaliyetinin başında tarafları gerektiği gibi aydınlatma yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yükümlülüğün yazılı olarak yapılması şartı getirilmesi daha sonra ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları önlemesi açısından önemlidir. Bu sebeple maddeye aydınlatma yükümlülüğünün yazılı olarak yapılması şartı getirilmelidir.
ÖNERİ:
MADDE 11- (1) Arabulucu, arabuluculuk faaliyetinin başında, tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında yazılı olarak aydınlatmakla yükümlüdür.
- F) Tasarının maddesinde arabuluculara aidat ödeme yükümlülüğü getirilmiştir. Ancak ödenecek aidatların genel bütçeye gelir kaydedileceği hükme bağlanmıştır. Genel bütçeden neyin kastedildiği madde metninden ve gerekçesinden anlaşılamamaktadır. Eğer bir Arabuluculuk Kurulu oluşturuluyorsa ve arabuluculuk eğitimi verilecekse kurulun bağımsızlığı açısından aidat olarak toplanan paranın tahsisi bu kurula bırakılmalıdır. Bakanlık hiçbir şekilde toplanan bu paraya karışmamalıdır.
ÖNERİ:
MADDE 12– (1) Arabuluculardan sicile kayıtlarında giriş aidatı ve her yıl için yıllık aidat alınır.
(2) Giriş aidatı ve yıllık aidatlar Türkiye Barolar BirliğiArabuluculuk Kurulu’nun bütçesine gelir kaydedilir.
- G) Tasarının maddesinde arabulucuya davanın görülmesi esnasında da başvurulabileceği belirtilmiştir. Yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 139 ve 140. maddelerine göre hâkim ön inceleme duruşmasında tarafları sulh olmaya teşvik etmek anlaştıkları ve anlaşamadıkları konular üzerinde bir tutanak düzenleyip bu tutanağa göre yargılamayı sürdürmek zorundadır. Dolayısıyla tarafları sulh olmaya kanunen davet etmek zorunda olacak olan mahkemenin bir de arabuluculuğu teşvik etmek zorunda bırakılması gerek mahkemelerde yargılamanın uzamasına gerekse bazı hâkimlerin ağır dosya yükünden kurtulmak için arabuluculuğu dosyalardan kurtuluş olarak görmelerine neden olabilir. Ayrıca mahkemelerde görülen davaların arabuluculara yönlendirilmesi arabuluculuğun ücrete tabi olarak yapılacak olması nedeniyle yargının özelleşmesi gibi ağır sonuçlar doğurabilir. Bu sebeple davanın görülmesi esnasında arabulucuya başvurulmasına ilişkin ibare ve hâkimin arabuluculuğu teşvik etmesine ilişkin cümle maddeden çıkartılmalıdır. İkinci fıkradaki arabulucuya başvuru teklifinin cevaplandırılması süresi de günümüz iletişim koşullarına göre uzun tutulmuştur. Bu sürenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun birçok maddesinde düzenlendiği gibi iki hafta olarak düzenlenmesi gerekir.
ÖNERİ:
MADDE 13- (1) Taraflar dava açılmadan önce arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler.
(2) Aksi kararlaştırılmadıkça, taraflardan birinin arabulucuya başvuru teklifine iki hafta içinde olumlu cevap verilmez ise bu teklif reddedilmiş sayılır.
Ğ) Arabulucunun seçilmesi konusunu düzenleyen 14. maddeye arabulucu seçimi konusunda anlaşamayan taraflara yardımcı olunması için Arabulucular Kurulu tarafından oluşturulacak bir arabulucular tevzi listesi oluşturulmasına ilişkin hüküm eklenmelidir.
ÖNERİ:
MADDE 14- (1) Başkaca bir usul kararlaştırılmamışsa, arabulucu veya arabulucular taraflarca seçilir.
(2) Taraflar arabulucu seçiminde anlaşamazlarsa Türkiye Barolar Birliği Arabulucular Kurulu’ndan kendilerine bir arabulucu atanmasını isteyebilirler. Türkiye Barolar Birliği Arabulucular Kurulu atama taleplerini karşılamak için tevzi listesi oluşturur ve atamaları bu listeden yapar.
- H) Tasarının maddesinin 5. fıkrası 13. maddeye getirdiğimiz eleştirilerin aynı gerekçeleri ile tasarı metninden çıkartılmalıdır.
ÖNERİ:
MADDE 15- (1) Arabulucu seçildikten sonra, tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder.
(2) Taraflar, arabuluculuk usulünü serbestçe kararlaştırabilirler.
(3) Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür.
(4) Niteliği gereği yargısal bir yetkinin kullanımı olarak sadece hâkim tarafından yapılabilecek işlemler arabulucu tarafından yapılamaz.
(5) Aksi kararlaştırılmadıkça, taraflardan her biri arabuluculuk müzakerelerine bizzat katılır.
- I) Tasarının maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi 13. maddeye getirdiğimiz eleştirilerin aynı gerekçeleri ile tasarı metninden çıkartılmalıdır.
ÖNERİ:
MADDE 16- (1) Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
(2) Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.
İ) Arabuluculuğun sona ermesini düzenleyen 17. maddenin c bendindeki arabuluculuk faaliyetinden çekildiğine ilişkin bildirimin yazılı olarak yapılması ve bildirimin karşı tarafa ulaştığı andan itibaren hukuken hüküm ve sonuç doğuracağına ilişkin ibare konulmalıdır. Maddenin son fıkrasındaki “Genel Müdürlük” yerine de “Türkiye Barolar Birliği Arabulucular Kurulu” yazılmalıdır.
ÖNERİ:
MADDE 17- (1) Aşağıda belirtilen hâllerde arabuluculuk faaliyetinin sona erdiği kabul edilir:
- a) Tarafların anlaşmaya varması.
- b) Taraflara danışıldıktan sonra arabuluculuk için daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi.
- c) Taraflardan birinin karşı tarafa veya arabulucuya, arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini yazılı olarak
ç) Tarafların anlaşarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirmesi.
Bu maddenin c bendindeki yazılı bildirim karşı tarafa ulaştığından hüküm ve sonuç doğurur.
(2) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı, bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar veya vekillerince imzalanır.
(3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar.
(4) Arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi hâlinde, arabulucu, bu faaliyete ilişkin kendisine yapılan bildirimi, tevdi edilen ve elinde bulunan belgeleri, ikinci fıkraya göre düzenlenen tutanağı beş yıl süre ile saklamak zorundadır. Arabulucu, arabuluculuk hizmetlerinin sonucunda düzenlediği belgelerin birer örneğini arabuluculuk faaliyetinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde Türkiye Barolar Birliği Arabulucular Kurulu’na gönderir.
- J) Tasarının maddesinin 2. fıkrasında arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varılması durumunda bu anlaşmanın uyuşmazlık hakkındaki yetki kurallarına göre yetkisi belirlenecek olan icra mahkemesine verilmesi ve bu mahkemenin vereceği anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh ile ilam hükmünde olacağı belirtilmiştir. Öncelikle varılan anlaşmanın icra edilebilir olup olmadığını ve şerh verilmesi durumunda ilam hükmünde olmasının hukuken doğru olup olmadığının mahkemece sağlıklı incelenebilmesi sadece anlaşmanın değil uyuşmazlık hakkında arabulucunun oluşturduğu bütün dosyanın mahkemeye verilmesi ile mümkün olabilir. Ayrıca verilecek şerh anlaşmanın sadece icra edilebilir olup olmadığını değil anlaşmanın ilam hükmünde olacağını da göstereceğinden uyuşmazlık hakkında yetkili olacak yer adliyesindeki icra mahkemesinin değil doğrudan uyuşmazlık hakkında yetkili olan sulh ya da asliye mahkemesine verilmesi zorunluluğunun getirilmesi gerekir.
Aynı maddenin 3. fıkrasında icra edilebilirlik şerhinin reddi durumunda verilecek karara karşı istinaf yoluna gidilebileceği açıkça belirtilmemekle birlikte istinaf yoluna gidilmesi halinde ne şekilde harç alınacağı belirtilmiştir. İstinaf mahkemeleri henüz göreve başlamadığı için ve göreve başlayıncaya kadar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre istinaf mahkemelerinin inceleyeceği dosyaları Yargıtay ilgili dairesi inceleyeceği için istinaf mahkemeleri göreve başlayıncaya kadar Yargıtay’ın iş yükü bu yolla arttırılmış olunur. Bunun yerine icra edilebilirlik şerhi talebinin reddi kararına karşı yapılacak itirazlara kararı veren mahkemenin bir üst görevli mahkemesinin bakacağı ve itiraz incelemesinin neleri kapsadığının da tasarının birinci maddesine getirdiğimiz öneri gibi açıkça belirtilmesi gerekir.
Aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesinde anlaşmanın icra edilebilirlik şerhi verilmeden bir başka resmi işlemde kullanılması halinde ne şekilde damga vergisi alınacağı düzenlenerek anlaşmanın icra edilebilirlik şerhi verilmeden resmi işlemlerde kullanılmasının yolu açılmaktadır. İcra edilebilir olmayan ve ilam hükmünde olmayan bir belgenin resmi işlemlerde kullanılır hale gelmesi kamu düzenine açıkça aykırıdır.
ÖNERİ:
MADDE 18- (1) Arabuluculuk faaliyeti sonucunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.
(2) Taraflar arabuluculuk sürecinin sonunda bir anlaşmaya varırlarsa bu anlaşmayı ve uyuşmazlığa ilişkin bütün belgeleri, asıl uyuşmazlık hakkındaki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki yetki kurallarına göre yetkisi belirlenecek olan mahkemeye ibraz edip, icra edilebilirliğine ilişkin bir şerh verilmesini talep edebilirler. Bu şerhi içeren anlaşma, ilâm niteliğinde belge sayılır.
(3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, niteliği itibariyle bir çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin tarafların sulh olmak suretiyle sona erdirebilecekleri ve üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlığı olup olmadığı, kamu düzenine ilişkin olup olmadığı ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamına giren uyuşmazlıklardan olup olmadığı ile cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bu başvurunun reddi üzerine ret kararını veren sulh hukuk mahkemesi ise o yer asliye hukuk mahkemesine, ret kararını veren asliye hukuk mahkemesi ise kararı veren asliye hukuk mahkemesinin numarasını takip eden asliye hukuk mahkemesine, o yer de başka asliye hukuk mahkemesi yoksa en yakın asliye hukuk mahkemesine itiraz edilebilir. İlgili tarafından karara itiraz edilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden bir başka resmî işlemde kullanamazlar.
- K) Tasarının “Arabulucular Sicili” başlıklı 19, 20 ve 21. maddelerinde yer alan “Daire Başkanlığı” ve “Bakanlık” ibarelerinin yerine “Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu” yazılmalıdır. Yukarıdaki maddelerin incelemesinde de açıkladığımız gibi arabuluculuk faaliyeti tamamen bürokratik bir kurum olmaktan çıkartılmalı ve bağımsız bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Arabulucular siciline kayıt şartlarını düzenleyen 21. maddenin 2. fıkrasının (b) bendinde arabulucu olmak için dört yıllık lisans eğitimi almış olmak şartı getirilmiştir. Dört yıllık fakülte mezunu herkese arabuluculuk yapma hakkının verilmesi ise çok büyük bir hatadır. Arabuluculuk için gerekli eğitim çalışması diğer maddelerde inceleneceği gibi herkese verilebilir ancak hukuk disiplini yüz saatlik bir eğitimle verilemez. Kamu düzenini ilgilendirmeyen uyuşmazlıkların çözümünde görev alacak insanların öncelikle hukuk disiplini almış olmaları gerekir. Çünkü hukuk disiplini kanunları öğrenmekle değil kanunların toplumsal yaşama toplum yararına olacak şekilde nasıl uygulanacağının öğrenilmesi ile edinilir. Bunun içinde hem temel kanunların koruduğu toplumsal menfaati bilmek gerekir hem de bu kanunların temelindeki hukuk felsefesi ve hukuk sosyolojisini bilmek gerekir. Yüz saatlik eğitimle hiç kimseye bu disiplin verilemez. Bu sebeple arabuluculuğun arabuluculuk teknikleri konusunda eğitim almış avukatlara özgülenmesi daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
Aynı maddenin (ç) bendinde arabulucu olmak için taksirli suçlar dışında her hangi bir sabıkası bulunmamak şartı getirilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda taksirli suçlar olarak taksirle öldürme (TCK m. 85), taksirle yaralama (TCK m. 89), taksirli iflas (TCK m. 162) ve taksir sonucu casusluk (TCK m. 338) suçlarının işlenmesi eylemleri bulunmaktadır. Bütün bu suçlar kamu düzenini ilgilendirdiği için kamu adına soruşturulur ve açılacak davalar kamu adına yürütülür. Bu tasarı ile arabulucuların kamu düzenine ilişkin uyuşmazlıklara bakamayacakları en azından 1. maddenin madde gerekçesinde açıkça yazıldığından kamu düzenine ilişkin uyuşmazlıklara bakamayacak olan bir arabulucunun kendisinin de kamu düzenini bozan bir suçtan sabıkasının olmaması gerekir. Bu sebeple tasarı metninden “Taksirli suçlar dışında” ibaresi çıkarılmalıdır.
ÖNERİ:
MADDE 19- (1) Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu, özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk yapma yetkisini kazanmış kişilerin sicilini tutar. Bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgiler, Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu tarafından elektronik ortamda da duyurulur.
(2) Arabulucular sicilinin tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği’nce hazırlanacak yönetmelikte düzenlenir.
MADDE 20- (1) Sicile kayıt, ilgilinin Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’na yazılı olarak başvurması üzerine yapılır.
(2) Arabuluculuk siciline kaydedilebilmek için;
- a) Türk vatandaşı olmak,
- b) 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na göre avukatlık hakkını almış olmak,
- c) Tam ehliyetli olmak,
ç) Herhangi bir sabıkası bulunmamak,
- d) Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’nca yapılan yazılı ve uygulamalı sınavda başarılı olmak gerekir.
(3) Arabulucu, sicile kayıt tarihinden itibaren faaliyetine başlayabilir.
MADDE 21- (1) Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu, arabuluculuk için aranan koşulları taşımadığı hâlde sicile kaydedilen veya daha sonra bu koşulları kaybeden arabulucunun kaydını siler.
(2) Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu, bu kanunun öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmediğini tespit ettiği arabulucuyu yazılı olarak uyarır; bu uyarıya uyulmaması hâlinde arabulucunun savunmasını aldıktan sonra, gerekirse adının sicilden silinmesine karar verir.
(3) Arabulucu, arabulucular sicilinden kaydının silinmesini her zaman isteyebilir.
- L) Tasarının “Eğitim ve Eğitim Kuruluşları” başlıklı bölümünde yer alan maddelerde eğitim kuruluşlarının niteliği tanımlanmamıştır. Eğitim kuruluşlarının nasıl bir donanıma sahip olmaları gerektiği kanunda belirtilmese de en azından bir üniversite içerisinde yer alan fakülte, yüksek okul, ya da enstitü ve benzeri bir akademik çerçeve içinde olmaları gerektiği kanunda yazılmalıdır.
Bir önceki yıl içinde gerçekleştirilen eğitim faaliyeti hakkında rapor verme zamanı Ocak ayı olarak değil Eylül ayı olarak belirlenmelidir. Çünkü hem ülkemizdeki bütün üniversite ve diğer eğitim kurumlarının eğitim yılı Eylül ayında başlar hem de Türkiye Barolar Birliği ve ona bağlı barolar adli yılı Eylül ayında açarlar. Bu sebeple verilecek eğitim ve buna ilişkin hazırlanacak rapor adli yıl ile uyumlu olmalıdır.
ÖNERİ:
Eğitim ve Eğitim Kuruluşları
Arabuluculuk eğitimi
MADDE 22- (1) Arabuluculuk eğitimi, serbest avukatlık yapma hakkının elde edilmesinden sonra alınan, arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesiyle ilgili temel bilgiler, iletişim teknikleri, müzakere ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve davranış psikolojisi ile yönetmelikte gösterilecek olan diğer teorik ve pratik bilgileri içeren eğitimi ifade eder.
Arabuluculuk eğitimi bir üniversite içerisinde yer alan eğitim kurumları tarafından akademisyenlerce verilir.
Eğitim kuruluşlarına izin verilmesi
MADDE 23- (1) Arabuluculuk eğitimi verecek olan üniversiteler, Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’ndanizin almak zorundadır. Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu tarafından izin verilen eğitim kuruluşlarının listesi elektronik ortamda yayımlanır.
(2) İzin için yazılı olarak başvurulur. Bu başvuruda eğitim programı, eğiticilerin sayısı ve uzmanlıkları ile eğitim kuruluşu veya eğitim programının finansman kaynakları hakkında gerekçeli bilgi verilir.
(3) Başvuruda sunulan belgelere dayalı olarak, eğitimin amacına ulaşacağı ve eğitim kuruluşlarında eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanacağı tespit edilirse, ilgili eğitim kuruluşuna en çok üç yıl için geçerli olmak üzere izin verilir.
İzin süresinin uzatılması
MADDE 24- (1) Sicile kayıtlı olan bir eğitim kuruluşu kayıt süresinin bitiminden en erken bir yıl ve en geç üç ay önce, sicildeki kaydının geçerlilik süresinin uzatılmasını yazılı olarak talep edebilir. Eğitim kuruluşunun 26 ncı maddeye göre sunduğu raporlardan, arabuluculuk eğitiminin başarılı şekilde devam ettiğinin anlaşıldığı ve 27 nci maddede belirtilen sebeplerin bulunmadığı hâllerde, verilmiş bulunan iznin geçerlilik süresi her defasında üç yıl uzatılabilir. Eğitim kuruluşu, süresi içinde yaptığı başvuru hakkında karar verilinceye kadar listede kayıtlı kalır.
Arabuluculuk yetki belgesi
MADDE 25- (1) Eğitim kuruluşları, eğitimlerini başarıyla tamamlayan kişilere arabuluculuk eğitimini tamamladıklarına dair bir belge verir.
Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’na bilgi verme yükümlülüğü
MADDE 26- (1) Eğitim kuruluşları, Eylül ayında bir önceki yıl içinde gerçekleştirdikleri eğitim faaliyetinin kapsamı, içeriği ve başarısı konusunda Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’na bir rapor sunar.
Eğitim kuruluşuna verilen iznin iptali
MADDE 27- (1) Aşağıdaki hâllerde, eğitim kuruluşuna verilmiş olan izin, Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’nun talebi üzerine Kurul tarafından iptal edilir:
- a) İzin verilebilmesi için aranan şartlardan birinin ortadan kalkmış veya mevcut olmadığının tespit edilmiş olması.
- b) Eğitimin yeterli şekilde verilememesi.
- c) Arabuluculuk yetki belgelerinin düzenlenmesinde sahtecilik veya önemli hatalar yapılması.
ç) 26. maddedeki rapor verme yükümlülüğünün yapılan ihtara rağmen yerine getirilmemesi.
- d) Eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanmadığının tespit edilmesi.
- M) Yukarıda da belirttiğimiz üzerine arabuluculuk faaliyetini yürütecek ve denetleyecek olan yerin olabildiğince bürokrasiden uzak ve bağımsız şekilde yapılanması gerekmektedir. Bu sebeple tasarının “Kuruluş ve Görevler” başlıklı bölümünün tamamen yeniden ele alınarak düzenlenmesi gerekmektedir. Öncelikle Adalet Bakanlığı içinde oluşturulması planlanan genel müdürlük ve daire başkanlığı tasarıdan çıkartılmalı arabuluculuk kurulunun da Türkiye Barolar Birliği içinde yapılanması sağlanmalıdır. Daire başkanlığına verilen görevler Türkiye Barolar Birliği içinde oluşturulacak Arabuluculuk Kurulu’na verilmeli, tasarıda kurul üyesi olarak belirlenenlerden bürokrat olanlar ile Türkiye Noterler Birliği temsilcisi, YÖK temsilcisi, TOBB temsilcisi, TESOB temsilcisi kurul üyeliğinden çıkartılmalıdır. Bunun yerine bu kurumların arabuluculuk faaliyetine ilişkin katkı sağlayabilecekleri konularda iş birliğini sağlayacak düzenlemeye gidilmelidir. Ayrıca kurul üyelerine huzur hakkı konusunda da düzenleme yapılmalıdır.
Kurulun görevleri arasında sayılan arabuluculuk hizmetlerine ilişkin temel ilkeler ile arabuluculuk meslek kurallarının belirlenmesi ile arabulucuların denetimine ilişkin kurallar kanun metninde açıkça sayılmalıdır.
ÖNERİ:
Kuruluş ve teşkilat
MADDE 28- (1) Bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek üzere, Türkiye Barolar Birliği bünyesinde Arabuluculuk Kurulu oluşturulur. Arabuluculuk hizmetleri bu kurul tarafından yürütülür.
Arabuluculuk Kurulu
MADDE 29- (1) Arabuluculuk Kurulu yedi üyeden asıl yedi yedek oluşur. Arabuluculuk Kurulu arabuluculuk eğitimini tamamlamış avukatlar arasından Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’nda doğrudan oy esasına göre seçilir.
(2) Kurula ilk toplantısında mesleki yaşı en büyük olan üye başkanlık eder. Kurul ilk toplantısında başkan, başkan yardımcısı ve genel sekreterini gizli oy esasına göre seçer.
(3) Başkan ihtiyaca göre Kurul toplantılarına uzman kişileri çağırabilir. Ancak bu uzman kişiler oylamaya katılamazlar.
(4) Kurul, Mart ve Eylül aylarında olmak üzere yılda en az iki kez toplanır. Ayrıca, Başkanın veya en az beş üyenin talebiyle Kurul her zaman toplantıya çağrılabilir.
(5) Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alır. Mazeretsiz olarak art arda iki toplantıya gelmeyen üyenin üyeliği düşer. Üyeliği düşen üyenin yerine en çok oy almış yedek üye seçilir.
(6) Kurulun üyelerinin görev süresi iki yıldır. Görev süresi dolan üyeler yeniden görevlendirilebilir.
(7) Kurul üyelerinin ulaşım, konaklama ve diğer zorunlu giderleri Bakanlıkça karşılanır.
(8) Kurulun çalışma usul ve esasları kurulun çıkartacağı ve Türkiye Barolar Birliği’nin onaylayacağı yönetmelikle düzenlenir.
(9) Arabuluculuk hizmetlerinin yönetimine dair tüm işlem ve uygulamalar ile arabuluculuk eğitim kuruluşları ve arabulucuların denetimiyle ilgili bütün işler bu kurul tarafından yürütülür.
(10)Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’na yeteri kadar personel verir.
Arabuluculuk Kurulu’nun görevleri:
MADDE 30- (1) Arabuluculuk Kurulu’nun görevleri şunlardır:
- a) Arabuluculuk hizmetlerine ilişkin temel ilkeler ile arabuluculuk meslek kurallarını belirlemek.
- b) Arabuluculuk eğitimine ve bu eğitimin sonunda yapılacak olan sınava ilişkin temel ilke ve ölçütleri tespit etmek.
- c) Arabuluculuk hizmetlerinin düzenli ve verimli olarak yürütülmesini sağlamak.
ç) Arabulucu sicilini tutmak, sicile kayıt taleplerini karara bağlamak, 21 inci maddenin birinci ve üçüncü fıkraları kapsamında arabulucunun sicilden silinmesine karar vermek ve bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgileri elektronik ortamda duyurmak.
- d) Kurulun çalışması ile ilgili her türlü karar ve işlemi yürütmek ve görevleri ile ilgili bakanlık, diğer kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan vakıf ve dernekler ile uygun görülen gönüllü gerçek ve tüzel kişilerle işbirliği yapmak.
- e) Arabuluculuk eğitimi verecek kuruluşlar tarafından bu amaçla yapılan başvuru ile sicildeki kaydın geçerlilik süresinin uzatılması talebini karara bağlamak, arabuluculuk eğitimi verecek eğitim kuruluşlarını listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak.
f)Eğitim kuruluşlarının eğitim izinlerini iptal etmek.
g)Arabulucuların denetimine ilişkin kuralları belirlemek, Denetim görevlilerini seçmek ve denetim görevlileri aracılığıyla arabulucuların denetimini yapmak. Gereken durumlarda Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmak,
ğ)Arabulucular tarafından arabuluculuk hizmetlerinin sonucunda düzenlenen belgelerin kayıtlarını tutmak ve birer örneklerini saklamak.
h)Yıllık faaliyet raporunu ve izleyen yıl faaliyet planını hazırlayarak Türkiye Barolar Birliği’nin bilgisine sunmak. Faaliyet plânında yer alan konularla ilgili kurum ve kuruluşların uygulamaya sağlayabileceği katkıları belirlemek.
ı) Arabulucuların ödeyecekleri sicile kayıt aidatını ve yıllık aidatları tespit etmek ve yıllık aidatları tahsil etmek.
- i) Yıllık Arabuluculuk Asgarî Ücret Tarifesini hazırlamak.
- j) Arabuluculuk kurumunun tanıtımını yapmak, bu konuda kamuoyunu bilgilendirmek, ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve seminer gibi bilimsel organizasyonları düzenlemek veya desteklemek.
- k) Arabuluculukla ilgili yayın yapmak, bu konudaki bilimsel çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek.
- l) Ülke genelinde arabuluculuk uygulamalarını izlemek, ilgili istatistikleri tutmak ve yayımlamak.
m)Görev alanına giren kanun ve düzenleyici işlemler hakkında inceleme ve araştırma yaparak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne öneride bulunmak.
- N) Arabuluculuk faaliyetinin denetlenmesi ile ilgili olarak aşağıdaki denetimin nasıl yapılacağını gösterir maddenin de kanuna eklenmesi gerekir.
ÖNERİ:
Arabulucuların Denetlenmesi
MADDE- 31 (1) Arabuluculuk Kurulu arabulucuların verdikleri kararları denetlemek üzere en az beş yıllık serbest avukatlık yapmış olan yeteri kadar denetçiyi seçer.
(2) Denetçiler arabulucular tarafından gelen kararları bu kanunun birinci maddesine uygun olup olmadığı yönüyle inceler. Yapılan inceleme neticesinde bu kanunun birinci maddesine aykırılık oluşturan nitelikte kararları veren arabulucular hakkında arabuluculuktan çıkartma cezası verilir. Ayrıca söz konusu kararın ceza hukuku açısından da soruşturulmasını gerektiren bir durum varsa Cumhuriyet Savcılığı’na da suç duyurusunda bulunulması için Arabuluculuk Kurulu’na bilgi verilir. Arabulucunun verdiği kararın yetkili ve görevli mahkemece icra edilebilirliğine yönelik karar verilmiş olması Arabuluculuk denetçilerinin bu yönde karar vermelerine engel oluşturmaz.
- O) Tasarının maddesinde düzenlenen 4. maddedeki gizliliğin ihlaline ilişkin soruşturmanın şikâyete bağlı tutulması hukuken doğru olmamıştır. Çünkü söz konusu gizlilik 12 Eylül 2010 tarihli anayasa değişikliği ile anayasamızın 20. maddesine giren kişisel verilerin korunması kapsamında anayasal hakkında ihlali anlamına geldiğinden kamu adına soruşturulması gerekir.
ÖNERİ:
Gizliliğin ihlâli
MADDE 33- (1) 4 üncü maddedeki yükümlülüğe aykırı hareket ederek bir kişinin hukuken korunan menfaatinin zarar görmesine neden olan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması Cumhuriyet Savcıları tarafından re’sen yapılır.
Ö) Bu kanunun uygulanması ile ilgili yönetmelik çıkarma yetkisi Türkiye Barolar Birliği’ne verilmelidir.
ÖNERİ:
Yönetmelikler
MADDE 35- (1) Arabuluculuk eğitimi verecek eğitim kurumlarının nitelikleri ve denetlenmesi ile eğitimin içeriği ve standartları, yapılacak olan yazılı ve uygulamalı sınavın ilke ve kurallarının belirlenmesi, arabuluculuk sicilinin düzenlenmesi ve arabulucularda aranacak koşullar, arabulucuların denetlenmesi ve izlenmesi, bu Kanun hükümleri uygulanmaksızın alınmış olan arabuluculuk belgesinin geçerliliğine ilişkin usul ve esaslar ile bu Kanunun uygulanmasını gösterir diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliği’nce çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.
III. SONUÇ:
Tasarının bu haliyle sonuçlanmasının çok büyük sıkıntılar doğuracağı şimdiden bellidir. Yapılan eleştiri ve uyarıların dikkate alınarak tasarının yeniden gözden geçirilmesi gerekir.
ARABULUCULUK FAALİYETİNİN AVUKATLARA ÖZGÜLENMESİ DÜŞÜNCESİ
KAPSAMINDA HAZIRLAMIŞ OLDUĞUM
HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU TEKLİFİ
BİRİNCİ BÖLÜM
Kapsam ve Tanımlar
- Uygulama Alanı:
MADDE 1- Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların sulh olmak suretiyle sona erdirebilecekleri ve üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır. Kamu düzenine ilişkin olan hukukî ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde uygulanamaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamına giren bütün uyuşmazlıklar sulh olunabilse ve kamu düzenine aykırı olmasa da bu kanun kapsamı dışındadır.
- Tanımlar:
MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
- a) Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişiyi,
- b) Arabuluculuk: Sınıflandırılmış teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve isteğe bağlı olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini,
- c) Bakanlık: Adalet Bakanlığını,
ç) Kurul: Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulunu,
- d) Sicil: Türkiye Barolar Birliği Arabulucular Sicilini, ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Arabuluculuğa İlişkin Temel İlkeler
- İradî Olma ve Eşitlik:
MADDE 3- (1) Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler.
(2) Taraflar, gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahiptirler.
- Gizlilik:
MADDE 4- (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya diğer bir şekilde elde ettiği bilgi ve belgelerle tuttuğu kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür.
(2) Aksi kararlaştırılmamışsa taraflar da bu konudaki gizliliğe uymak zorundadırlar.
III. Beyan veya Belgelerin Kullanılamaması:
MADDE 5- (1) Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz:
- a) Taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği,
- b) Uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifler,
- c) Arabuluculuk faaliyeti esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü,
ç) Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler,
(2) Birinci fıkra hükmü, beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin açıklanması herhangi bir idarî makam tarafından istenemez. Bu beyan veya belgeler, birinci fıkrada öngörülenin aksine, delil olarak sunulmuş olsa dahi hükme esas alınamaz.
(4) Bu maddenin yukarıdaki fıkraları, arabuluculuğun konusuyla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, hukuk davası ve tahkimde uygulanır.
(5) Birinci fıkrada belirtilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, hukuk davası ve tahkimde ileri sürülen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre belirlenmiş ispat ve deliller, sadece arabuluculukta sunulmaları sebebiyle kabul edilemeyecek deliller haline gelmez.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Arabulucuların Hak ve Yükümlülükleri
- Unvanın Kullanılması:
MADDE 6 – (1) Sicile kayıtlı olan arabulucular, arabulucu unvanını ve bu unvanın sağladığı yetkileri kullanma hakkına sahiptir.
(2) Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti sırasında bu unvanını belirtmek zorundadır.
- Ücret ve Masrafların İstenmesi:
MADDE 7- (1) Arabulucu yapmış olduğu faaliyet karşılığı ücret ve masrafları isteme hakkına sahiptir. Arabulucu, ücret ve masraflar için avans da talep edebilir. Arabulucunun talep edeceği masraf ve masraf avansı ve masraf konuları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre belirlenir.
(2) Aksi kararlaştırılmadığı sürece arabulucunun ücreti, başvurunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Arabulucu Asgarî Ücret Tarifesine göre belirlenir; aksi kararlaştırılmadıkça ücret ve masraf taraflarca eşit olarak karşılanır.
(3) Arabulucu, arabuluculuk sürecine ilişkin olarak belirli kişiler ve avukatlar için aracılık yapma veya belirli kişileri ve avukatları tavsiye etmenin karşılığı olarak ücret alamaz. Bu yasağa aykırı işlemler batıldır ve bu yasağa aykırı işlem yapanlar hakkında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 48. maddesindeki cezaya hükmolunur.
III. Taraflarla Görüşme ve İletişim Kurulması:
MADDE 8- (1) Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya her ikisiyle aynı anda görüşebilir veya iletişim kurabilir.
- Görevin Özenle ve Tarafsız Biçimde Yerine Getirilmesi:
MADDE 9- (1) Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirir.
(2) Arabulucu olarak görevlendirilen kimse, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 34 ve 36. maddelerinde ki yasaklılık ve ret sebeplerinden birinin varlığı hâlinde, bu hususta tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu açıklamaya rağmen taraflar, arabulucudan uyuşmazlığı gidermesini yazılı olarak birlikte talep ederlerse, arabulucu bu görevi üstlenebilir yahut üstlenmiş olduğu görevi sürdürebilir.
(3) Arabulucu, taraflar arasında eşitliği gözetmekle yükümlüdür.
(4) Arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlıkla ilgili olarak açılan davada, daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez.
- Reklâm Yasağı:
MADDE 10– (1) Arabulucuların iş elde etmek için, reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kağıtlarında arabulucu unvanı ile akademik unvanlarından başka sıfat kullanmaları yasaktır.
- Tarafların Aydınlatılması:
MADDE 11- (1) Arabulucu, arabuluculuk faaliyetinin başında, tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında yazılı olarak aydınlatmakla yükümlüdür.
VII. Aidat Ödenmesi:
MADDE 12– (1) Arabuluculardan sicile kayıtlarında giriş aidatı ve her yıl için yıllık aidat alınır.
(2) Giriş aidatı ve yıllık aidatlar Türkiye Barolar BirliğiArabuluculuk Kurulu’nun bütçesine gelir kaydedilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Arabuluculuk Faaliyeti
VIII. Arabulucuya Başvuru:
MADDE 13- (1) Taraflar dava açılmadan önce arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler.
(2) Aksi kararlaştırılmadıkça, taraflardan birinin arabulucuya başvuru teklifine iki hafta içinde olumlu cevap verilmez ise bu teklif reddedilmiş sayılır.
- Arabulucunun Seçilmesi:
MADDE 14- (1) Başkaca bir usul kararlaştırılmamışsa, arabulucu veya arabulucular taraflarca seçilir.
(2) Taraflar arabulucu seçiminde anlaşamazlarsa Türkiye Barolar Birliği Arabulucular Kurulu’ndan kendilerine bir arabulucu atanmasını isteyebilirler. Türkiye Barolar Birliği Arabulucular Kurulu atama taleplerini karşılamak için tevzi listesi oluşturur ve atamaları bu listeden yapar.
- Arabuluculuk Faaliyetinin Yürütülmesi:
MADDE 15- (1) Arabulucu seçildikten sonra, tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder.
(2) Taraflar, arabuluculuk usulünü serbestçe kararlaştırabilirler.
(3) Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür.
(4) Niteliği gereği yargısal bir yetkinin kullanımı olarak sadece hâkim tarafından yapılabilecek işlemler arabulucu tarafından yapılamaz.
(5) Aksi kararlaştırılmadıkça, taraflardan her biri arabuluculuk müzakerelerine bizzat katılır.
- Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi:
MADDE 16-(1) Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
(2) Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.
XII. Arabuluculuğun Sona Ermesi:
MADDE 17- (1) Aşağıda belirtilen hâllerde arabuluculuk faaliyetinin sona erdiği kabul edilir:
- a) Tarafların anlaşmaya varması.
- b) Taraflara danışıldıktan sonra arabuluculuk için daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi.
- c) Taraflardan birinin karşı tarafa veya arabulucuya, arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini yazılı olarak
ç) Tarafların anlaşarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirmesi.
Bu maddenin c bendindeki yazılı bildirim karşı tarafa ulaştığından hüküm ve sonuç doğurur.
(2) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı, bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar veya vekillerince imzalanır.
(3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar.
(4) Arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi hâlinde, arabulucu, bu faaliyete ilişkin kendisine yapılan bildirimi, tevdi edilen ve elinde bulunan belgeleri, ikinci fıkraya göre düzenlenen tutanağı beş yıl süre ile saklamak zorundadır. Arabulucu, arabuluculuk hizmetlerinin sonucunda düzenlediği belgelerin birer örneğini arabuluculuk faaliyetinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde Türkiye Barolar Birliği Arabulucular Kurulu’na gönderir.
XIII. Tarafların Anlaşması:
MADDE 18- (1) Arabuluculuk faaliyeti sonucunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.
(2) Taraflar arabuluculuk sürecinin sonunda bir anlaşmaya varırlarsa bu anlaşmayı ve uyuşmazlığa ilişkin bütün belgeleri, asıl uyuşmazlık hakkındaki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki yetki kurallarına göre yetkisi belirlenecek olan mahkemeye ibraz edip, icra edilebilirliğine ilişkin bir şerh verilmesini talep edebilirler. Bu şerhi içeren anlaşma, ilâm niteliğinde belge sayılır.
(3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, niteliği itibariyle bir çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin tarafların sulh olmak suretiyle sona erdirebilecekleri ve üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlığı olup olmadığı, kamu düzenine ilişkin olup olmadığı ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamına giren uyuşmazlıklardan olup olmadığı ile cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bu başvurunun reddi üzerine ret kararını veren sulh hukuk mahkemesi ise o yer asliye hukuk mahkemesine, ret kararını veren asliye hukuk mahkemesi ise kararı veren asliye hukuk mahkemesinin numarasını takip eden asliye hukuk mahkemesine, o yer de başka asliye hukuk mahkemesi yoksa en yakın asliye hukuk mahkemesine itiraz edilebilir. İlgili tarafından karara itiraz edilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden bir başka resmî işlemde kullanamazlar.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Arabulucular Sicili
- Arabulucular Sicilinin Tutulması:
MADDE 19- (1) Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu, özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk yapma yetkisini kazanmış kişilerin sicilini tutar. Bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgiler, Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulutarafından elektronik ortamda da duyurulur.
(2) Arabulucular sicilinin tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği’nce hazırlanacak yönetmelikte düzenlenir.
- Arabulucular Siciline Kayıt Şartları:
MADDE 20- (1) Sicile kayıt, ilgilinin Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’na yazılı olarak başvurması üzerine yapılır.
(2) Arabuluculuk siciline kaydedilebilmek için;
- a) Türk vatandaşı olmak,
- b) 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na göre avukatlık hakkını almış olmak,
- c) Tam ehliyetli olmak,
ç) Herhangi bir sabıkası bulunmamak,
nbsp;
- d) Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’nca yapılan yazılı ve uygulamalı sınavda başarılı olmak gerekir.
(3) Arabulucu, sicile kayıt tarihinden itibaren faaliyetine başlayabilir.
III. Arabulucular Sicilinden Silinme:
MADDE 21- (1) Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu, arabuluculuk için aranan koşulları taşımadığı hâlde sicile kaydedilen veya daha sonra bu koşulları kaybeden arabulucunun kaydını siler.
(2) Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu, bu kanunun öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmediğini tespit ettiği arabulucuyu yazılı olarak uyarır; bu uyarıya uyulmaması hâlinde arabulucunun savunmasını aldıktan sonra, gerekirse adının sicilden silinmesine karar verir.
(3) Arabulucu, arabulucular sicilinden kaydının silinmesini her zaman isteyebilir.
ALTINCI BÖLÜM
Eğitim ve Eğitim Kuruluşları
- Arabuluculuk Eğitimi:
MADDE 22- (1) Arabuluculuk eğitimi, serbest avukatlık yapma hakkının elde edilmesinden sonra alınan, arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesiyle ilgili temel bilgiler, iletişim teknikleri, müzakere ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve davranış psikolojisi ile yönetmelikte gösterilecek olan diğer teorik ve pratik bilgileri içeren eğitimi ifade eder.
Arabuluculuk eğitimi bir üniversite içerisinde yer alan eğitim kurumları tarafından akademisyenlerce verilir.
- Eğitim Kuruluşlarına İzin Verilmesi:
MADDE 23- (1) Arabuluculuk eğitimi verecek olan üniversiteler, Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’ndanizin almak zorundadır. Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu tarafından izin verilen eğitim kuruluşlarının listesi elektronik ortamda yayımlanır.
(2) İzin için yazılı olarak başvurulur. Bu başvuruda eğitim programı, eğiticilerin sayısı ve uzmanlıkları ile eğitim kuruluşu veya eğitim programının finansman kaynakları hakkında gerekçeli bilgi verilir.
(3) Başvuruda sunulan belgelere dayalı olarak, eğitimin amacına ulaşacağı ve eğitim kuruluşlarında eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanacağı tespit edilirse, ilgili eğitim kuruluşuna en çok üç yıl için geçerli olmak üzere izin verilir.
III. İzin Süresinin Uzatılması:
MADDE 24- (1) Sicile kayıtlı olan bir eğitim kuruluşu kayıt süresinin bitiminden en erken bir yıl ve en geç üç ay önce, sicildeki kaydının geçerlilik süresinin uzatılmasını yazılı olarak talep edebilir. Eğitim kuruluşunun 26 ncı maddeye göre sunduğu raporlardan, arabuluculuk eğitiminin başarılı şekilde devam ettiğinin anlaşıldığı ve 27 nci maddede belirtilen sebeplerin bulunmadığı hâllerde, verilmiş bulunan iznin geçerlilik süresi her defasında üç yıl uzatılabilir. Eğitim kuruluşu, süresi içinde yaptığı başvuru hakkında karar verilinceye kadar listede kayıtlı kalır.
- Arabuluculuk Yetki Belgesi:
MADDE 25- (1) Eğitim kuruluşları, eğitimlerini başarıyla tamamlayan kişilere arabuluculuk eğitimini tamamladıklarına dair bir belge verir.
- Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’na Bilgi Verme Yükümlülüğü:
MADDE 26- (1) Eğitim kuruluşları, Eylül ayında bir önceki yıl içinde gerçekleştirdikleri eğitim faaliyetinin kapsamı, içeriği ve başarısı konusunda Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’na bir rapor sunar.
- Eğitim Kuruluşuna Verilen İznin İptali:
MADDE 27- (1) Aşağıdaki hâllerde, eğitim kuruluşuna verilmiş olan izin, Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’nun talebi üzerine Kurul tarafından iptal edilir:
- a) İzin verilebilmesi için aranan şartlardan birinin ortadan kalkmış veya mevcut olmadığının tespit edilmiş olması.
- b) Eğitimin yeterli şekilde verilememesi.
- c) Arabuluculuk yetki belgelerinin düzenlenmesinde sahtecilik veya önemli hatalar yapılması.
ç) 26. maddedeki rapor verme yükümlülüğünün yapılan ihtara rağmen yerine getirilmemesi.
- d) Eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanmadığının tespit edilmesi.
YEDİNCİ BÖLÜM
Kuruluş ve Görevler
- Kuruluş ve Teşkilat:
MADDE 28- (1) Bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek üzere, Türkiye Barolar Birliği bünyesinde Arabuluculuk Kurulu oluşturulur. Arabuluculuk hizmetleri bu kurul tarafından yürütülür.
- Arabuluculuk Kurul:
MADDE 29- (1) Arabuluculuk Kurulu yedi üyeden asıl yedi yedek oluşur. Arabuluculuk Kurulu arabuluculuk eğitimini tamamlamış avukatlar arasından Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’nda doğrudan oy esasına göre seçilir.
(2) Kurula ilk toplantısında mesleki yaşı en büyük olan üye başkanlık eder.
Kurul ilk toplantısında başkan, başkan yardımcısı ve genel sekreterini gizli oy esasına göre seçer.
(3) Başkan ihtiyaca göre Kurul toplantılarına uzman kişileri çağırabilir. Ancak bu uzman kişiler oylamaya katılamazlar.
(4) Kurul, Mart ve Eylül aylarında olmak üzere yılda en az iki kez toplanır. Ayrıca, Başkanın veya en az beş üyenin talebiyle Kurul her zaman toplantıya çağrılabilir.
(5) Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alır. Mazeretsiz olarak art arda iki toplantıya gelmeyen üyenin üyeliği düşer. Üyeliği düşen üyenin yerine en çok oy almış yedek üye seçilir.
(6) Kurulun üyelerinin görev süresi iki yıldır. Görev süresi dolan üyeler yeniden görevlendirilebilir.
(7) Kurul üyelerinin ulaşım, konaklama ve diğer zorunlu giderleri Bakanlıkça karşılanır.
(8) Kurulun çalışma usul ve esasları kurulun çıkartacağı ve Türkiye Barolar Birliği’nin onaylayacağı yönetmelikle düzenlenir.
(9) Arabuluculuk hizmetlerinin yönetimine dair tüm işlem ve uygulamalar ile arabuluculuk eğitim kuruluşları ve arabulucuların denetimiyle ilgili bütün işler bu kurul tarafından yürütülür.
(10)Türkiye Barolar Birliği Arabuluculuk Kurulu’na yeteri kadar personel verir.
III. Arabuluculuk Kurulu’nun Görevleri:
MADDE 30- (1) Arabuluculuk Kurulu’nun görevleri şunlardır:
- a) Arabuluculuk hizmetlerine ilişkin temel ilkeler ile arabuluculuk meslek kurallarını belirlemek.
- b) Arabuluculuk eğitimine ve bu eğitimin sonunda yapılacak olan sınava ilişkin temel ilke ve ölçütleri tespit etmek.
- c) Arabuluculuk hizmetlerinin düzenli ve verimli olarak yürütülmesini sağlamak.
ç) Arabulucu sicilini tutmak, sicile kayıt taleplerini karara bağlamak, 21 inci maddenin birinci ve üçüncü fıkraları kapsamında arabulucunun sicilden silinmesine karar vermek ve bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgileri elektronik ortamda duyurmak.
- d) Kurulun çalışması ile ilgili her türlü karar ve işlemi yürütmek ve görevleri ile ilgili bakanlık, diğer kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan vakıf ve dernekler ile uygun görülen gönüllü gerçek ve tüzel kişilerle işbirliği yapmak.
- e) Arabuluculuk eğitimi verecek kuruluşlar tarafından bu amaçla yapılan başvuru ile sicildeki kaydın geçerlilik süresinin uzatılması talebini karara bağlamak, arabuluculuk eğitimi verecek eğitim kuruluşlarını listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak.
f)Eğitim kuruluşlarının eğitim izinlerini iptal etmek.
g)Arabulucuların denetimine ilişkin kuralları belirlemek, Denetim görevlilerini seçmek ve denetim görevlileri aracılığıyla arabulucuların denetimini yapmak. Gereken durumlarda Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmak,
ğ)Arabulucular tarafından arabuluculuk hizmetlerinin sonucunda düzenlenen belgelerin kayıtlarını tutmak ve birer örneklerini saklamak.
h)Yıllık faaliyet raporunu ve izleyen yıl faaliyet planını hazırlayarak Türkiye Barolar Birliği’nin bilgisine sunmak. Faaliyet plânında yer alan konularla ilgili kurum ve kuruluşların uygulamaya sağlayabileceği katkıları belirlemek.
ı) Arabulucuların ödeyecekleri sicile kayıt aidatını ve yıllık aidatları tespit etmek ve yıllık aidatları tahsil etmek.
- i) Yıllık Arabuluculuk Asgarî Ücret Tarifesini hazırlamak.
- j) Arabuluculuk kurumunun tanıtımını yapmak, bu konuda kamuoyunu bilgilendirmek, ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve seminer gibi bilimsel organizasyonları düzenlemek veya desteklemek.
- k) Arabuluculukla ilgili yayın yapmak, bu konudaki bilimsel çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek.
- l) Ülke genelinde arabuluculuk uygulamalarını izlemek, ilgili istatistikleri tutmak ve yayımlamak.
m)Görev alanına giren kanun ve düzenleyici işlemler hakkında inceleme ve araştırma yaparak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne öneride bulunmak.
- Arabulucuların Denetlenmesi:
MADDE- 31 (1) Arabuluculuk Kurulu arabulucuların verdikleri kararları denetlemek üzere en az beş yıllık serbest avukatlık yapmış olan yeteri kadar denetçiyi seçer.
(2) Denetçiler arabulucular tarafından gelen kararları bu kanunun birinci maddesine uygun olup olmadığı yönüyle inceler. Yapılan inceleme neticesinde bu kanunun birinci maddesine aykırılık oluşturan nitelikte kararları veren arabulucular hakkında arabuluculuktan çıkartma cezası verilir. Ayrıca söz konusu kararın ceza hukuku açısından da soruşturulmasını gerektiren bir durum varsa Cumhuriyet Savcılığı’na da suç duyurusunda bulunulması için Arabuluculuk Kurulu’na bilgi verilir. Arabulucunun verdiği kararın yetkili ve görevli mahkemece icra edilebilirliğine yönelik karar verilmiş olması Arabuluculuk denetçilerinin bu yönde karar vermelerine engel oluşturmaz.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Ceza Hükümleri
- Gizliliğin İhlâli:
MADDE 32- (1) 4 üncü maddedeki yükümlülüğe aykırı hareket ederek bir kişinin hukuken korunan menfaatinin zarar görmesine neden olan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması Cumhuriyet Savcıları tarafından re’sen yapılır.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Son ve Geçici Hükümler
- Yönetmelikler:
MADDE 33- (1) Arabuluculuk eğitimi verecek eğitim kurumlarının nitelikleri ve denetlenmesi ile eğitimin içeriği ve standartları, yapılacak olan yazılı ve uygulamalı sınavın ilke ve kurallarının belirlenmesi, arabuluculuk sicilinin düzenlenmesi ve arabulucularda aranacak koşullar, arabulucuların denetlenmesi ve izlenmesi, bu Kanun hükümleri uygulanmaksızın alınmış olan arabuluculuk belgesinin geçerliliğine ilişkin usul ve esaslar ile bu Kanunun uygulanmasını gösterir diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliği’nce çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde kuruluş ve teşkilatlanma tamamlanır.
GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu Kanunun yayımı tarihini takip eden bir yılın sonuna kadar alınan arabuluculuk belgesinin geçerliliği konusunda, Kurul tarafından yapılacak inceleme sonucunda, söz konusu belgenin bu Kanunda aranan koşullara uygun olarak verilip verilmediği, eksik kalan hususların ne suretle yerine getirileceği hususunda bir karar verilir. Bu başvurunun Kurulun ilk toplantısından itibaren altı ay içinde yapılması gerekir. Kurul tarafından Kanunda belirtilen koşullara uygun belge verildiği anlaşılan kişiler, Türkiye Barolar Birliği tarafından 20 inci madde kapsamında düzenlenecek sınava girmeye hak kazanırlar.
GEÇİCİ MADDE 3- (1) Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, Kurulun ilk toplantısından itibaren üç ay içinde çıkartılır.
- Yürürlük ve Yürütme
MADDE 36- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.
(2) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.