KISMİ DAVA AÇILAMAYACAK DURUMLARIN İNCELENMESİ

AVUKAT BÜLENT NURİ KURDOĞLU

Kısmi dava başlıklı HMK m. 109/II “Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz” hükmünü içermektedir. Bu maddeye göre kısmı dava açılamayacak iki durum bulunmaktadır.

 

— Birincisi talep konusu miktarın taraflar arasında tartışmasız olması,

 

— Diğeri ise talep konusu miktarın açıkça belirli olmasıdır.

 

Madde metninden talep konusu miktarın taraflar arasında tartışmasız olmasından kanun koyucu neyi kastetmektedir tam olarak anlaşılamıyor. Ancak örnekleme yaparak konuya yaklaşacak olursak; taraflar arasında yapılmış 1000 TL bedelli bir sözleşme olduğunu kabul edelim. Bu sözleşmenin bedeli konusunda değil de borcun muacceliyet tarihi konusunda bir anlaşmazlık varsa bu durumda talep konusu miktar taraflar arasında tartışmasız durumda olup uyuşmazlık, miktar dışında başka bir konudan doğmaktadır. Kanun koyucu bu durumda kısmi dava açılamayacağını hüküm altına almıştır. Davacı davasını açtığında sözleşme bedeli olan 1000 TL’nin tamamını davalıdan talep edecektir. Davalı da savunmasını talep edilen bedel üzerinden değil borcun vadesinin gelmemiş olması, ödemezlik defi (ifada sıra) gibi bedel dışındaki konular üzerine yapacaktır. Çünkü uyuşmazlık konusu sözleşmeye göre talep konusu miktar üzerinde davalının da bir itirazı bulunmamaktadır.

 

Açılan davada hâkim, talep konusu miktarın taraflar arasında tartışmasız olduğunu dava öncesinde gönderilen ihtarname ya da benzeri yazışmalar ile dava dilekçeleri ve ekinde sunulan belgeler çerçevesinde kendisi belirleyebileceği gibi ön inceleme duruşmasında HMK m. 137/I hükmüne göre tarafların anlaşamadıkları hususları tutanağa geçirirken de tespit edebilir.

 

Kısmi dava açılamayacak ikinci durum ise talep konusu miktarın açıkça belli olması halidir. Kanun koyucunun talep konusu miktarın açıkça belli olmasından neyi kastettiği tam olarak anlaşılamamaktadır. Talep konusu miktarın açıkça belli olması maddenin lafzından yola çıkılarak rakamsal olarak belli olmayı mı ifade etmektedir, yoksa talep konusunu oluşturan maddi olayın açıkça belli olması mı kastedilmektedir?

 

Her ikisini de örnekleyerek açıklayalım. Bir işçinin ayda 1000 TL maaş alarak iki yıl çalıştığını ve daha sonra haksız olarak işten çıkartıldığını kabul edelim. İşçinin almakta olduğu maaşın SGK ve diğer ilgili kurumlara da doğru olarak bildirildiğini varsayarsak, bu işçinin almakta olduğu maaş miktarı iş sözleşmesi ve ilgili kurum bilgileri ile açıkça belli olduğu için kıdem tazminatı miktarı da açıkça bellidir. Bu durumda kısmi dava açılamayacaktır.

 

İkinci duruma örnek verecek olursak. Asıl alacak yanında alacağa işletilecek faiz konusunda uyuşmazlık bulunabilir. Taraflar arasında yapılan sözleşmede, sözleşme tarihindeki kanuni faiz kararlaştırılmışsa ve uyuşmazlık asıl alacağa bağlı olarak faiz üzerinde ortaya çıkmışsa; bu durumda sözleşmenin yapıldığı tarihte faiz oranları belli olduğundan rakam belirtilmeksizin sadece talep konusu ifade edilmekle de miktarın belli olduğu kabul edilecektir. Bu durumda da kısmi dava açılamayacaktır.