6552 SAYILI TORBA KANUNLA BİREYSEL İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK HUKUKUNDA YAPILAN ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİK VE YENİLİKLER

 

Av. Nazlı Didem MOĞULKOÇ

ALT İŞVERENLERİN(TAŞERON) İŞYERİ TESCİL VE RAPORLARINA İTİRAZLARI;
YASANIN 1. MADDESİ İLE 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “altı iş günü” ibareleri “otuz iş günü” şeklinde, aynı fıkranın beşinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve son şekli şu şekilde olmuştur. “ Bu Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş rapor işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz iş günü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine görülecek olan dava basit yargılama usulüne göre dört ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi hâlinde Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir. Kamu idarelerince bu raporlara karşı yetkili iş mahkemelerine itiraz edilmesi ve mahkeme kararlarına karşı diğer kanun yollarına başvurulması zorunludur. Rapora otuz iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır. İtiraz üzerine görülecek olan dava basit yargılama usulüne göre dört ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi hâlinde Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir. Kamu idarelerince bu raporlara karşı yetkili iş mahkemelerine itiraz edilmesi ve mahkeme kararlarına karşı diğer kanun yollarına başvurulması zorunludur.”

YERALTI İŞLERİNDE ÇALIŞAN İŞÇİLER LEHİNDE GETİRİLEN YENİLİKLER :
Torba Yasayla madenciler için gündeme getirilen çalışma süreleri, fazla çalışma yasağı, yıllık izin süresinin arttırılması, asgari ücret miktarındaki artış ve iş güvencesinden yararlanma konularındaki yeni düzenlemeleri değerlendirebiliriz.
Çalışma süresi yönünden;
Torba Yasa’nın 7. maddesiyle 4857 sayılı İş Kanunun Çalışma Süresi Başlıklı 63 üncü maddesinin birinci fıkrasına “Yer altı maden işlerinde çalışan işçiler için yer altındaki çalışma süresi; haftada en çok otuz altı saat olup günlük altı saatten fazla olamaz.” Cümlesi eklenmiştir. Böylece, madenlerde yer altında çalışan işçiler için günlük çalışma süresi 6 saate, haftalık çalışma süresi 36 saate indirilmiş oldu.
İş Kanunu’ na göre yeraltı işleri madenlerden ibaret olmadığı halde, çalışma süresindeki indirimin sadece yeraltı maden işleri bakımından getirilmiş olması da dikkat çekicidir. Bilindiği üzere İş Kanununda “Yer ve su altında çalıştırma yasağı” başlıklı düzenleme bulunmakta ve bu düzenlemede maden ocakları dışında, kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatları yer altı ve su altı işleri olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda Torba Kanun ile çalışma süreleri sadece yer altı maden işlerinde çalışanlar için yeniden belirlenmektedir. Maden olmayan ama yer altında görülen diğer işlerin tamamı kapsam dışında bırakılmıştır. Netice olarak “yer altı maden işleri” için günlük çalışma süresi 6 saate indirilirken, maden niteliği olmayan kanalizasyon, tünel gibi diğer yeraltı ve su altındaki işlerde günlük çalışma süresi mevcut düzenlemede yedi buçuk saat olarak devam etmektedir.
Fazla çalışma yönünden;
Torba Yasanın 4. Maddesi ile 4857 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin sekizinci fıkrasından sonra gelmek üzere “Bu Kanunun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan hâller dışında yer altında maden işlerinde çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamaz. Yer altında maden işlerinde çalışan işçilere, bu Kanunun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan hâllerde haftalık otuz altı saati aşan her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yüzden az olmamak üzere arttırılması suretiyle ödenir.” Şeklinde değiştirilmek suretiyle fazla mesai ücretlerinin zamlandırılması yüzde yüz olarak belirlenmektedir.

Yıllık izin yönünden;
Torba Yasanın 5. Maddesi ile 4857 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına “Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanır.” Hükmü eklenmiştir.
Torba Yasada yıllık izinle ilgili düzenlemede bu kez, “yer altı maden işleri” değil, “yer altı işleri” tanımı kullanılmış. Yani, çalışma süresi ve fazla çalışma konusunda yapıldığı gibi, yıllık izin konusunda “yer altı maden işleri” ve “yer altı işleri” ayırımı yapılmamıltır. Yer altı işlerinin tümünde yıllık izin süreleri arttırılmıştır. .
Düzenlemeye göre, işyerinde 1-5 yıl (dahil) arasında hizmeti olan işçiler 14 gün izin kullanırken; yer altı işlerinde çalışanlar 18 gün, 5-15 yıl arasında hizmeti olan işçiler 20 gün izin kullanırken yer altı işlerinde çalışanlar 24 gün; 15 yıldan fazla çalışan işçiler 26 gün izin kullanırken, yer altı işlerinde çalışanlar 30 gün yıllık izin kullanabilecekler.
Ücret –Asgari ücret Yönünden;
Torba Yasanın 9. Maddesi ile 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa “EK MADDE 9 – Bu Kanunun 2 nci maddesinde sayılan 4. Grup madenlerden “Linyit” ve “Taşkömürü” çıkarılan işyerlerinde, yer altında çalışan işçilere ödenecek ücret miktarı 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi uyarınca belirlenen asgari ücretin iki katından az olamaz.” Şeklinde ekleme yapılmıştır.
Eklenen bu madde ile sadece “Linyit” ve “Taşkömürü” çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan işçilere ödenecek ücretin miktarı 4857 sayılı İş Kanunu ile belirlenen yasal asgari ücretin iki katı olarak belirlenmiştir
İş güvencesi Yönünden;
Torba Yasanın 2. Maddesiyle; 4857 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına “Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.” Hükmü eklenmiştir.
4857 sayılı İş Kanunundaki iş güvencesinden yararlanabilecek işçiler açısından aranan, işçinin işyerinde altı aydan fazla süredir çalışıyor olma koşulu, Torba Yasayla “yer altı işleri” bakımından kaldırılmıştır.
Hizmet Zammı Yönünden;
Torba Yasanın 42. Maddesiyle 5510 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasına “Tablonun (10) numaralı sırasında belirtilen sigortalıların, fiili hizmet süresi zammından yararlandırılacakları dönem içinde kalan; yıllık ücretli izin, sıhhi izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile eğitim, kurs, iş öncesi ve sonrası hazırlık sürelerinde fiilen çalışma ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalma şartı aranmaz.” Hükmü eklenmiştir.

ÜST(ASIL) İŞVEREN- ALT İŞVERENLER(YÜKLENİCİ) İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİKLER

Üst İşverene getirilen yükümlülük : Yüklenici Çalışanlarının Ücretlerinin Kontrol Zorunluluğu;
Torba Yasa’nın 3. Maddesi ile 4857 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin beşinci fıkrası “İşverenler, alt işverene iş vermeleri hâlinde, bunların işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini işçinin başvurusu üzerine veya aylık olarak resen kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen ücretleri hak edişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlüdür.” Şeklinde düzenlenmiş ve yüklenici işverenlerin kendi personeline ücret ödeyip ödemediğinin kontrol ve sorumluluğu da üst işverene yüklenmiştir.
Yüklenici Çalışanlarının Yıllık Ücretli İzinlerinin Hesabı ;
Torba Yasanın 6. Maddesi ile 4857 sayılı Kanunun 56 ncı maddesine 6 fıkradan sonra 7 fıkra olarak “Alt işveren işçilerinden, alt işvereni değiştiği hâlde aynı işyerinde çalışmaya devam edenlerin yıllık ücretli izin süresi, aynı işyerinde çalıştıkları süreler dikkate alınarak hesaplanır. Asıl işveren, alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin hak kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmek ve ilgili yıl içinde kullanılmasını sağlamakla, alt işveren ise altıncı fıkraya göre tutmak zorunda olduğu izin kayıt belgesinin bir örneğini asıl işverene vermekle yükümlüdür.” Hükmü eklenmiştir. Bu eklenen maddeyle de üst işverene kontrol yükümlülüğü getirilmektedir.
Yüklenici Çalışanlarının Kıdem Tazminatı:
Torba Yasa’nın 8. Maddesi ile 4857 sayılı Kanunun 112 nci maddesine “4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatları;
a) Alt işverenlerinin değişip değişmediğine bakılmaksızın aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu şekilde çalışmış oldukları sürelere ilişkin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak tespit olunur. Bunlardan son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanların kıdem tazminatları ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından,
b) Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından,işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.
Alt işveren ile yapmış olduğu iş sözleşmesi sona ermediği gibi, alt işveren tarafından 4734 sayılı Kanun kapsamında bulunan idarelere ait işyerleri dışında bir işyerinde çalıştırılmaya devam olunan ve bu şekilde çalıştırıldığı sırada iş sözleşmesi kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona eren işçinin kıdem tazminatı, işçinin yazılı talebi hâlinde, kıdem tazminatının söz konusu kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen süreye ilişkin kısmı, kamu kurum veya kuruluşuna ait çalıştığı son işyerindeki ücretinin yılları itibarıyla asgari ücret artış oranları dikkate alınarak güncellenmiş miktarı üzerinden hesaplanmak suretiyle son kamu kurum veya kuruluşu tarafından işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir. Bu şekilde hesaplanarak ödenen kıdem tazminatı tutarının, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden aynı süreler dikkate alınarak hesaplanacak kıdem tazminatı tutarından daha düşük olması hâlinde, işçinin aradaki farkı alt işverenden talep hakkı saklıdır.
İkinci fıkranın (b) bendi veya üçüncü fıkra uyarınca farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi hâlinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsil eder. Ancak, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri arasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz.
Kıdem tazminatı tutarı, 4734 sayılı Kanunun ek 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında belirtilen işyerlerinde kıdem tazminatı ile ilgili açılacak bütçe tertibinden, (b) bendi kapsamında belirtilen işyerlerinde ise hizmet alımı gider kaleminden, ödeneğin yetip yetmediğine bakılmaksızın ödenir.
Bu madde kapsamında alt işverenler yanında çalışan işçilerin bu işyerlerinde geçen hizmet süresinin hesabı, alt işverenden ve alt işveren işçisinden istenecek belgeler ve ödeme süreci ile ilgili diğer usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Kamu İhale Kurumunun görüşleri alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”

İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ MEVZUATINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER;
Torba Yasanın 15. Maddesiyle 20/6/2012 tarihli ve 633l sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasına “e) Denizyolu taşımacılığı yapan araçların uluslararası seyrüsefer hâlleri.” Şeklinde bent eklenerek yasanın kapsamı genişletilmiş ve deniz yolu taşımacılığındaki uluslar arası syrüsefer halleri de kapsama alınmıştır.
İŞYERİ HEKİMİ VE GÜVENLİĞİ UZMANI, SAĞLIK RAPORLARI VE BAKANLIĞIN YETKİLERİ KONULARINDAKİ MADDELER; 16,17 VE 18. MADDELERDİR.
Torba Yasanın 16. Maddesiyle 6331 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde geçen “işyeri hekimi ve” ibaresinden sonra gelmek üzere “on ve daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde” ibaresi; bendin sonuna “Belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olmayan ancak 10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri veya işveren vekili tarafından Bakanlıkça ilan edilen eğitimleri tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütebilirler.” cümlesi ve maddeye.“(4) Birinci fıkranın (a) bendine göre yapılacak görevlendirme süresinin belirlenmesinde 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ile 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamındaki öğrenci statüsünde olan çırak ve stajyerler, çalışan sayısının toplamına dâhil edilmez.” Maddesi eklenmek suretiyle değişiklik yapılmıştır.
Torba Yasanın 17. Maddediyle 6331 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında geçen “işyerlerinde” ibaresi “işlerde” şeklinde; üçüncü fıkrasının birinci cümlesi “Bu Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları işyeri hekiminden alınır. 10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ise kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden de alınabilir.” Şeklinde değiştirilmiştir.
Torba Yasanın 18. maddesiyle 6331 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine “6) 10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin üstlenilmesine ilişkin eğitim programları, eğitimin süresi ve eğiticilerin nitelikleri ile görevlendirmeye ilişkin hususlar.” şeklinde alt bent eklenerek değişiklik yapılmıştır.

YABANCILARIN SÜRESİZ ÇALIŞMA İZİNLERİ KONUSUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK;
Torba Yasanın 22. Maddesiyle 4817 Sayılı Yasanın Süresiz Çalışma İzni Başlıklı 6. Maddesine ekleme ve değişiklik yapılarak madde şu hale getirilmiştir. “ Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe ve 11/4/2014 tarihinden önce süresiz çalışma izni verilmiş olan yabancıların hakları saklı kalmak kaydıyla; 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uyarınca uzun dönem ikamet iznine sahip olanlar veya Türkiye’de kesintisiz en az sekiz yıl ikamet izni ile kalmış olan veya en az sekiz yıl kanuni çalışması olan yabancılara, süresiz çalışma izni verilebilir. Süresiz çalışma izni verilen yabancılar, 6458 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilen uzun dönem ikamet izninin sağladığı haklardan yararlanırlar.
Süresiz çalışma izni yabancının veya işvereninin talebiyle ya da 6458 sayılı Kanunun 45 inci maddesinde sayılan uzun dönem ikamet izninin iptalini gerektiren hâllerde iptal edilir.
Çalışma izni verilen yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışlarına ilişkin kayıtlar İçişleri Bakanlığı tarafından Bakanlığa bildirilir.”
İŞSİZLİK SİGORTASI KONUSUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER;

Torba Yasanın 24 üncü maddesiyle 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun “İşsizlik sigortasının amaç ve kapsamı ile yetkili, görevli ve sorumlu kuruluşlar” başlıklı 46 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına bir ibare eklendi.
Eklenen bu ibare ile 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 31 inci maddesi kapsamında yer alan sözleşmeli personel işsizlik sigortası kapsamının dışında bırakıldı, dolaysıyla bunlar hakkında da işsizlik sigortası hükümleri uygulanmayacak ve bunlar işsizlik sigortasından yararlanamayacak.

İşsizlik ödeneğinde hak sahipliği konusunda değişiklik;
Torba Yasanın 25. Maddesi ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunun 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasına ekleme yapılarak kanun maddesi şu şekilde değiştirilmiştir.
“22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesi gereği işe iade davası nedeniyle yatırılan primlerin son günü esas alınarak işsizlik ödeneği hak sahipliği belirlenir ve işsiz geçen dönem için ödeme yapılır.”
Eklenen bu cümle uyarınca; 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesi gereği işe iade davası nedeniyle yatırılan primlerin son günü esas alınarak işsizlik ödeneği hak sahipliği belirlenecek ve işsiz geçen dönem için ödeme yapılacak. İşe iade davalarında, davayı kazanan işçiye işsiz kaldığı gerekçesiyle ödenmiş olan işsizlik ödeneği Türkiye İş Kurumu tarafından geri isteniyor, bu da çalışanın zor durumda kalmasına yol açabiliyordu. Yapılan bu düzenleme uyarınca, işe iade davası nedeniyle yatırılan primlerin son günü esas alınarak sigortalıya sadece işsiz geçen dönem için ödeme yapılacak, dolayısıyla bu sorun ortadan kalkacak.

YURT DIŞINDA YAŞAYAN TÜRK VATANDAŞLARININ SİGORTALILIK SÜRELERİNİN BAŞLANGICI VE BORÇLANMA HAKLARIYLA İLGİLİ DEĞİŞİKLİKLER;

Torba Yasanın 28. Maddesiyle 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 1 inci maddesi “MADDE 1 – Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” Şeklinde değiştirilmiştir.
Torba Yasanın 29. Maddesiyle 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrasına “Ancak, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir.” Şeklinde hüküm eklenmiştir.
Torba Yasanın 30. Maddesiyle 3201 sayılı Kanuna “Davalardan vazgeçenlerin işlemleri GEÇİCİ MADDE 8 – 1 inci madde ile 5 inci maddenin beşinci fıkrasında bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurum aleyhine, bu Kanunun bu maddenin yürürlük tarihinden önceki 1 inci maddesi ile 5 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca açılmış ve henüz sonuçlanmamış davalardan feragat edenler hakkında da uygulanır. Davadan feragat edilmesi hâlinde davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmez.” Şeklinde geçici madde eklenmiştir.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA KARŞI DAVALARDA VEKALET ÜCRETİ KONUSUNDA YENİLİK;
Torba Yasanın 38. Maddesiyle 5502 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi başlığı ile birlikte “Muafiyetler MADDE 36 – Kurum, bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri dolayısıyla yapılan işlemler yönünden ilgili kanunlarında yer almamış olsa dahi 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan, elektrik ve havagazı tüketim vergisi ve yangın sigortası vergisi hariç olmak üzere 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınan vergi, harç, katılma payı ile tasdik ücretlerinden, düzenleyeceği kağıtlar nedeniyle damga vergisinden, sahip olduğu taşınmazlar dolayısıyla emlak vergisinden, satın alınan ve satılan taşınmazlar ile ilgili olarak tapu ve kadastro döner sermaye bedellerinden ve her türlü dava ve icra işlemlerinde teminat yatırma mükellefiyetinden muaftır.
Kurumun taraf olduğu her türlü davalarda, Kurum aleyhine hükmedilen asıl alacak ile vekalet ücreti ve yargılama giderleri, alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına, müracaat tarihinden itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre geçmeden Kurum aleyhine cebri icra yollarına başvurulamaz. Belirtilen sürede ödeme yapılamaması hâlinde, söz konusu alacaklar genel hükümler dairesinde tahsil olunur. Mahkeme kararlarında yer alan miktarların kararın kesinleşmesinden önce ödenmesi hâlinde, söz konusu kararların ilgili mercilerce bozulmasını müteakip ödenen miktarlar, ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Kurumu vekil sıfatıyla temsile yetkili olan I. hukuk müşaviri, hukuk müşaviri ve kadrolu avukatlarının bir listesi Kurumca yazılı olarak veya Adalet Bakanlığınca belirlenen esaslar dairesinde elektronik ortamda ilgili Cumhuriyet başsavcılığına, bölge idare mahkemesi başkanlıklarına, askerî savcılıklara ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına verilir. Bu listeler, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından adli yargı çevresinde, bölge idare mahkemesi başkanlığınca idari yargı çevresinde bulunan mahkemelere gönderilir. Yüksek mahkemeler ve bölge adliye mahkemesindeki duruşmalarda temsil yetkisini kullanacakların isimleri ilgili mahkemelerin başsavcılıklarına veya başkanlıklarına bildirilir. Listede isimleri yer alanlar Baroya kayıt ve vekaletname ibrazı gerekmeksizin Kurum vekili sıfatıyla her türlü dava ve icra işlemlerini takip edebilirler. Vekil sıfatıyla temsil yetkisi sona erenlerin isimleri anılan mercilere aynı usulle derhâl bildirilir.” Şeklinde hüküm eklenmiştir.
Buna göre en önemli değişiklik SGK’ ya karşı kazanılmış davalarda kazanan taraf lehindeki vekalet ücretleri daha önce Kuruma başvuruda bulunmadan icra takibi yapabilmenin yolunu kapatmış bulunmaktadır.

ENGELLİ ÇOCUĞU OLAN SİGORTALI KADINLARA YÖNELİK DÜZENLEME;
Torba Yasanın 41. Maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “55” ibaresi “50” ve sekizinci fıkrasında yer alan “malûl” ibaresi “ağır engelli” şeklinde değiştirilmiştir.

DOĞUM VE ANALIK SİGORTASI KAPSAMINDA İZİN SÜRELERİNİN BORÇLANILMASI KONUSUNDA YENİLİKLER,
Torba Yasanın 43. Maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi “a) Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalı kadının, üç defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla borçlanılacak sürelerde uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarıyla talepte bulunulan süreleri,” şeklinde değiştirilmiştir.

EV HİZMETLERİNDE ÇALIŞANLARIN SİGORTALILIĞINA YÖNELİK YENİLİK;

Torba Yasanın 55. Maddesiyle 5510 sayılı Kanuna “Ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığı EK MADDE 9 – Ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 gün ve daha fazla olan sigortalılar hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin hükümler uygulanır. Bunların bildirimi, işverenler tarafından örneği Kurumca hazırlanan belgeyle en geç çalışmanın geçtiği ayın sonuna kadar yapılır. Süresinde yapılmayan bildirim için işverene 102 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi hükmü uygulanır.
Ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olanlar için ise, çalıştırıldıkları süreyle orantılı olarak çalıştıranlarca 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının %2’si oranında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası primi ödenir. Bu şekilde çalışanların sigortalılık tescili, çalışan ve çalıştıran imzalarını da ihtiva eden ve en geç çalışmanın geçtiği ayın sonuna kadar Kuruma verilmesi gereken örneği Kurumca hazırlanacak belgenin Kuruma verilmesi ile sağlanır. Sigortalılık başlangıcında bu belge üzerinde çalışma başlangıcına dair kayıtlı en eski tarih esas alınır. Bunlar hakkında hastalık sigortası hükümleri uygulanmaz. Bu fıkra kapsamına girenler, adlarına ödenen priminin ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar aynı kazancın otuz katının %32,5 oranında prim ödeyebilir. Bunun %20’si malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları, %12,5’i genel sağlık sigortası primidir. Bu süre içinde ödenmeyen primin ödenme hakkı düşer. Ödenen primler 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık sayılır.
İkinci fıkra kapsamındakileri çalıştıranlar bu Kanun uygulamasında işveren sayılmaz. Sigortalının iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kollarından sağlanan yardımlardan yararlanabilmesi için iş kazasının olduğu tarihten en az on gün önce tescil edilmiş olması ve sigortalılığının sona ermemiş olması, bu Kanuna göre iş kazası veya meslek hastalığından dolayı geçici iş göremezlik ödeneği ödenmesi veya sürekli iş göremezlik geliri ya da malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından aylık bağlanabilmesi için prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması şarttır. Bu sigortalılar ile ilgili iş kazası ve meslek hastalığı olaylarında Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası hükümleri uygulanmaz.
Bu maddenin ikinci fıkrasındaki sigortalılar hakkında Kanunun 67 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri hükümleri uygulanır.
Bu madde kapsamındaki sigortalılarla ilgili olarak prim oranları ve uygulanacak sigorta kolları hariç olmak üzere, Kanundaki işveren yükümlülüklerini yeniden belirlemeye, Kuruma verilmesi gereken bildirge ve belgeleri birleştirmeye, yapılacak bildirimlerin ve primlerin ödenmesine ilişkin usul ve esasları tespite Kurum yetkilidir.
Bu madde kapsamındaki sigortalılarla ilgili olarak bu maddede aksine hüküm bulunmaması kaydıyla bu Kanunun ilgili hükümleri uygulanır.” Şeklinde hüküm getirilmiştir.
Ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığı için uygulama 1 Nisan 2015’ten itibaren başlayacak. Bu süre içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) konuyla ilgili yönetmelikleri çıkaracak ve bildirimlerin nasıl olması gerektiği konusunda yeni düzenlemeler yapacaktır.

1 Nisan 2015 tarihinden geçerli olmak üzere; Ev hizmetlerinde çalışanlar 10 günden az ve 10 günden çok çalışanlar olarak 2’ye ayrılmıştır. 10 günden fazla ev hizmetlerinde çalışanlar tüm sigorta kollarına tabi tutularak zorunlu sigortalı sayılırken; 10 günden az çalışanlar sadece kısa vadeli sigorta kollarına tabi tutulmuştur.

DAHA ÖNCE 5510 S. YASANIN 4-B(BAĞKUR) KAPSAMINDAKİ SİGORTALILIĞI İPTAL EDİLENLERE GETİRİLEN DEĞİŞİKLİK;

Torba Yasanın 58. Maddesiyle 5510 sayılı Kanuna “GEÇİCİ MADDE 54 – Mülga 4355 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsaları Kanunu, mülga 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri Kanunu ve mülga 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanununa göre; esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına ya da her ikisine birden kayıtları bulunmakla birlikte üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine, Kuruma kayıt ve tescili yapılmakla birlikte, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılık süreleri geçersiz sayılarak iptal edilen sigortalılardan 22/3/1985 tarihinden sonraki sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31/12/2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır.
4 üncü ve 7 nci maddeler ile 2926 sayılı Kanunun 2 nci, 5 inci ve 9 uncu maddelerine göre kayıt ve tescili yapılanların, sigortalılık tescil ve sürelerine esas tarımsal faaliyetleri ile ilgili kurum ve kuruluş üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine sigortalılıkları geçersiz sayılarak iptal edilenlerin, tescillerinin yapıldığı tarihten 31/12/2010 tarihine kadar geçen sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31/12/2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır. Ancak, tevkifat kesintisine binaen geriye dönük yapılan tescillerden, tevkifatın yapıldığı tarihte ziraat odası kaydı bulunmayan, daha sonra geriye dönük tesis edilen kayıtlar geçerli kabul edilmez.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra birinci ve ikinci fıkralar uyarınca hizmet iptali yapılmaz.

DAVA AÇMADAN ÖNCE SGK’YA MÜRACAAT ZORUNLUĞU GETİRİLMESİNE YÖNELİK DEĞİŞİKLİK;
Torba Yasanın 64. Maddesiyle 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7 nci maddesine “31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.
Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dâhi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür.”
5510 SAYILI YASADA YAPILAN ÇEŞİTLİ DİĞER DEĞİŞİKLİKLER

MADDE 45- Kurum tarafından finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinde, evli olmasına rağmen çocuğu olmayanlara tedavi uygulama sayısı 2 den 3 e çıkarılmıştır.
MADDE 46- Kurumca finansmanı sağlanmayacak sağlık hizmetler bölümüne, kurumun sözleşmeli olarak sağlık hizmet sunucuları tarafından aldığı hizmetler karşılığında fatura düzenlenmemesi halinde ödeme yapılmayacağı belirtilmiştir.
MADDE 47- Üreme yöntemlerinde deneme sayısı 2 de 3 çıkarıldığından katılım paylarında da 3. Denemeye %20 katılım payı eklenmiştir.
MADDE 52- Sigortalılar ile tüzel kişilerin kasıt, kusur, hata veya yanıltıcı beyanından kaynaklanmaması şartıyla, ödenen prim ve prime ilişkin borcun noksan tahakkuk ettirildiğinin, Kurumca sonradan tespit edilmesi hâlinde, tespit edilen fark prime ilişkin borç aslına, tebliğ tarihinden itibaren gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanır.
MADDE 53- 5510 sayılı kanuna göre gelir ve aylıklarının durdurulmasındaki tahsil etmeme süresi 6 aydan 12 aya çıkarılmıştır.
MADDE 54- 5510 sayılı kanunun 103.maddesinde sağlık hizmet sunucularının veya hekimlerin kurumu dolandırma girişimlerine ilişkin önlemler ve ağır yaptırımlar getirilmiştir.
MADDE 57- 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortası tescili yapılmış olup da gelir testine hiç başvurmayanlardan bu maddenin yayımını takip eden ay başından itibaren altı ay içinde gelir testine başvuran kişilerin genel sağlık sigortası primleri yapılan gelir testi sonucuna göre tescil başlangıç tarihinden itibaren tahakkuk ettirilir.
60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında resen genel sağlık sigortası tescili yapılmış olanlardan bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce gelir testi yaptırmış olmakla birlikte gelir düzeyleri asgari ücretin iki katından daha düşük olarak tespit edilmiş olanların, bu tespit öncesinde genel sağlık sigortası primi ödenmemiş olan süreleri hakkında da gelir testi sonucu bulunan tutarlar esas alınarak birinci fıkra hükümleri uygulanır. Ancak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ödemiş oldukları genel sağlık sigortası primi ile gecikme cezası ve gecikme zammı tutarları iade edilmez.
MADDE 63- 13/5/2014 tarihinde Manisa ilinin Soma ilçesinde meydana gelen maden kazası sonucunda ölen sigortalının; Kuruma olan her türlü borçları terkin edilir ve hak sahiplerine 32 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde öngörülen şartlar aranmaksızın bu Kanun hükümlerine göre aylık bağlanır. Bu Kanunda öngörülen primlerin eksik olan kısmı Maliye Bakanlığınca Kuruma ödenir.
Ölen sigortalının anne ve babasına gelir ve aylık bağlanmasında, 34 üncü maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartları aranmaz.
Birinci fıkrada belirtilen nedenlerden dolayı ölen sigortalının eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişi hakkında 3713 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesindeki istihdama ilişkin hükümler ayrıca uygulanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığınca müştereken tespit edilir.” (yürürlülük 13.05.2014)

SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNUN ALACAKLARINA YÖNELİK YAPILANDIRMA ( Torba Yasa 81. Maddesi)

a) Kapsamdaki borçlar
– 2014 yılı Nisan ve önceki aylara ilişkin olarak tahakkuk ettiği halde ödenmemiş olan; 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen sigortalılık statülerinden kaynaklanan sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi,
– İsteğe bağlı sigorta primi ve topluluk sigortası primi,
– SGK tarafından takip edilen damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı yapı,
– 30/4/2014 tarihine (bu tarih dâhil) bitirilmiş özel nitelikli inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin Kurumca resen tahakkuk ettirildiği halde ödenmemiş olan eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primi
– İkametgahı Türkiye’de olan kişilerden başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşların(genel sağlık sigortası primi, 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna istinaden emekli iken yeniden çalışmaya başlayanlara yersiz olarak ödenen emekli aylıklarına ilişkin borçlar,
b) Yapılandırma Esasları
(a) bendinde belirtilen borç asılları ile ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden Kanunun yayımlandığı (11/9/2014) tarihe kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar tahsil edilecektir. Mükelleflerin yapılandırılan borçlarını Kanunun öngördüğü süre ve şekilde ödemeleri halinde bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi feri alacakları silinecektir. Borç asıllarının 11/9/2014 tarihten önce ödenmiş olması şartıyla, 11/9/2014 tarihi itibarıyla aslı ödenmiş ferî alacağın % 40’ının ilk taksit ödeme süresi içinde ödenmesi hâlinde kalan %60’ının tahsilinden vazgeçilecektir. Aslı ödenmiş ferî alacağın %40’ının taksitle ödenmek istenmesi hâlinde ise taksit seçeneğine göre katsayılar dikkate alınarak taksitlendirilecektir.

İdari para cezaları
30 Nisan 2014 tarihine kadar (bu tarih dahil) işlenen fiillerle ilgili ödenmemiş idari para cezalarının yarısına (% 50) Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde idari para cezasının kalan yarısı ( % 50) silinecektir. ç) Ruhsatlardan kaynaklanan idari para cezaları/bildirgeler Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanunun 11’inci maddesinin 6’ncı fıkrası “ Valilikler, belediyeler ve ruhsat vermeye yetkili diğer kamu ve özel hukuk tüzel kişileri, yapı ruhsatı ve diğer tüm ruhsat veya ruhsat niteliği taşıyan işlemlerine ilişkin bilgi ve belgeler ile varsa bunların verilmesine esas olan istihdama ilişkin bilgileri, verildiği tarihten itibaren bir ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdürler.” hükmünü taşımaktadır. Bu hükme uyulmaması durumunda Kurumca idari para cezası uygulanmaktadır. Bu cezalar, bazı belediyelerimiz için önemli bir mali külfet oluşturmaktadır. 6552 sayılı Kanunun 61’inci maddesi ile belediyelere önemli bir kolaylık getirilmektedir. Bu maddeye göre belediyelerin 5510 sayılı Kanunun 11’inci maddesinin 6’ncı fıkrasında belirtilen yükümlülüklerinden 11/9/2014 tarihinden itibaren üç (3) ay içinde yerine getirilmiş olanlar, süresinde yerine getirilmiş sayılacak ve bu kapsamda idari para cezası uygulanmayacak. Yapı, oturma ruhsatı ve işyeri açma ruhsatlarının zamanında bildirilmemesi nedeniyle uygulanan para cezaları ise kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın terkin edilecektir. Bu kapsamda ödenen bedeller ise ret, iade veya mahsup edilmeyecek.
Yararlanma koşulları
1) Borçluların Kanunun yayım tarihi olan 11/9/2014 tarihini takip eden ay başından (1.10.2014) itibaren 3 ay içinde başvuruda bulunmaları gerekmektedir. (genel sağlık sigortalıları bakımından süre 7 ay)
2) Yapılandırılan borcun ilk taksitinin Kanunun yayımlandığı tarihi takip eden aybaşından itibaren (1.10.2014) 4 ay içinde, diğer taksitlerini ise ikişer aylık dönemler halinde on sekiz eşit taksitte ödenecektir. (genel sağlık sigortalıları bakımından süre 8 ay) Borçlar yapılandırılan borçlarını ilk taksit ödeme süresi içinde tamamen ödenmesi hâlinde, bu tutara 11/9/2014 tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz uygulanmayacak.
3) Borçluların tercih ettikleri taksit süresinden daha kısa sürede ödeme yapmaları mümkün olup bu halde katsayı değişikliği de yapılacaktır, buna karşılık tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamayacaktır.
4) Borçluların dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Ödenecek alacaklarla ilgili olarak tatbik edilen hacizler yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminatlar iade edilecektir. Borçlular, taksit ödeme süresince tahakkuk eden sigorta primlerini çok zor durum olmaksızın bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri hâlinde, yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme haklarını kaybedeceklerdir. Yapılandırılan borçlar için 11/9/2014 tarihinden önce ödenmiş olanlar red veya iadeye konu yapılmayacaktır.
5) Taksitler Borçluların taksitle ödeme yapmak istemeleri halinde başvurularında taksit seçeneklerini belirtmeleri gerekmektedir. Taksitler altı, dokuz, on iki veya on sekiz eşit taksit olarak belirlenmektedir. Taksitle yapılacak ödemelerde yapılandırılan tutar;
1) Altı eşit taksit için (1,05),
2) Dokuz eşit taksit için (1,07),
3) On iki eşit taksit için (1,10),
4) On sekiz eşit taksit için (1,15), katsayısı ile çarpılır ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler hâlinde ödenecek taksit tutarı hesaplanır. İki veya daha az taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde borçluların 6183 sayılı Kanunun 51’inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte borcunu ödemesi halinde yapılandırma hükümlerinden yararlanılacaktır. İki veya daha az taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde telafi edilmemesi veya ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde yapılandırma hükümleri bozulacaktır. Bu hüküm taksitlendirilen alacaklar bakımından ayrı ayrı uygulanacaktır. Taksit tutarının % 10’unu aşmayan 5 TL’ye kadar olan eksik ödemeler yapılandırma hükümlerini ihlal etmeyecektir. Yapılandırma hükümlerinin bozulması halinde borçlular, ödedikleri tutar kadar Kanun hükümlerinden yararlandırılacaklardır. 6111 sayılı Kanuna istinaden yapılandırılanlar hariç borçluların tecil ve taksitlendirilmiş borçlarından ödemeleri devam edenler bakımından, tecil ve taksit süresi içinde ödenmiş olanların mahsup edilmesi yazılı olarak talep edilirse, daha önce ödenmiş tutarlar mahsup edilir, kalan borçlar Kanuna göre yapılandırılarak peşin veya taksitler halinde ödenecektir.